İşgücü Anlaşmasının 54. Yıldönümü: “Fransa’daki Türklerin aile içinde daha fazla Türkçe konuşması elzemdir.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Türkiye ile Fransa arasında 8 Nisan 1965 tarihinde imzalanan işgücü anlaşması nedeniyle, “Fransa’daki Türk toplumunun değerlerini muhafaza edebilmesi için anadil bağının güçlendirilmesi kilit önem taşıyor. Bunun için de öncelikle aile içerisinde Türkçe’nin yaygın olarak konuşulması elzemdir. Nihayetinde ana dil ailede öğrenilir.” açıklamasında bulundu. Yeneroğlu ayrıca şunları kaydetti:

“8 Nisan 1965 tarihinde Türkiye ile Fransa arasında yüz binlerce insanımızın hayatını etkileyen işgücü anlaşması imzalandı. Aradan geçen 54 yılın ardından bugün Fransa’da 650 bini aşkın vatandaşımız yaşıyor. Bu kesimin yaklaşık yarısı aynı zamanda çifte vatandaş ve Fransa’da en büyük dördüncü göçmen grubu oluşturuyor. Eğitim, iş hayatı ve sivil toplum gibi toplumsal alanlarda Fransa’ya artı değer katıyor. Diğer yandan Türkiye ile Fransa arasında köprü vazifesi görüyor.

Fransa’daki Türk diasporasını gelecekte daha fazla toplumsal katılım mücadelesi bekliyor. Sivil toplum çalışmalarının güçlendirilmesi; ayrımcılık, ırkçılık ve İslam düşmanlığı gibi tehditlerle mücadelede kurumsallaşmanın sağlanması, eğitim alanında başarının teşvik edilmesi, siyasal katılımın daha fazla sağlanması ve gençlerin iş hayatı ile meslek eğitiminde desteklenmesi noktasında herkese görev düşüyor. Okullarda dini motiflerin yasağı, dini cemaatlerin kurumsal temsildeki yetersizliği ve imam eğitimi gibi dini hayatla ilgili meseleler, Fransa’daki İslam dini cemaatlerinin ayrıca üzerinde durması gereken başlıklar olarak gündemde yer alıyor.

Öte yandan anavatan ile olan bağın güçlendirilmesi Fransa Türk toplumunun geleceği için kilit önem taşıyor. Zira gelecekte Fransa’da bir Türk toplumundan bahsedilecekse, bunu bu toplumun Türkiye ve Türkçe ile olan bağı belirleyecektir. Bunun için de öncelikle aile içerisinde Türkçe’nin yaygın olarak konuşulması elzemdir. Nihayetinde ana dil ailede öğrenilir. Sivil toplum kuruluşlarımız, anadilimizin muhafazasını sağlayan Türkçe etkinlikleriyle daha geniş kesimlere ulaşması gerekiyor. Bunun için kendilerine müfredat ve materyal konusunda daha fazla destek verilmesi gerekiyor. Okullarda verilen Türkçe derslerine sahip çıkılması ise hem ailelerin hem de sivil toplum kuruluşlarının sorumluğundadır. Gençlere yönelik Türkiye programlarıysa Türkiye’yi daha yakından tanımalarını sağlayacaktır. Bu sebeple STK’larımızın Türkçe odaklı tatil etkinliklerinin yanı sıra Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından koordine edilen Türkiye stajlarından faydalanan gençlerimizin sayısının arttırılması ve özel sektörün de yurt dışındaki gençlerimize staj fırsatlarını genişletmesi gerekiyor.

Bu düşüncelerle Türkiye-Fransa İşgücü Anlaşması’nın 54. yıldönümünde birinci nesli saygıyla anıyor, Fransa’daki Türk toplumu için hayırlı gelecekler diliyorum.”

Yeneroğlu: “Almanya’da potansiyel ırkçı-faşist canilerin beslendiği ortamları kurutmak, hayati bir görevdir.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu NSU kurbanlarından Mehmet Kubaşık’ın vefatının 13. yıl dönümünde “Yaklaşık iki hafta önce Yeni Zelanda’da yaşanan toplu katliam saldırıları, ırkçı-faşist teröristlerin neler yapabileceğini göstermiştir. Bu tür bir saldırının Almanya’da da olabileceğine dair değerlendirmelerin üzerinde hassasiyetle durulması gerekir. Yapılması gereken bir diğer iş, kurumsal ırkçılığın üzerine kararlılıkla gitmektir. ’’ açıklamasında bulundu.

”Kahramanmaraş’tan Dortmund’a eşi ve kızıyla göç eden Mehmet Kubaşık, 4 Nisan 2006 tarihinde işlettiği büfesinde NSU terör örgütünün kurbanı oldu. Bu örgüt, 2000-2007 yılları arasında Mehmet Kubaşık’ın da aralarında yer aldığı sekizi Türk olmak üzere on kişinin hayatına kast etti. Örgütün 4 Kasım 2011 tarihinde deşifre edilmesiyle Almanya gündemi, tarihinde benzeri görülmemiş bir cinayet serisiyle sarsıldı. Sonraki süreçte sanık intiharları ve dosya imhalarının gölgesinde Münih’te devam eden dava, tek sanıkla ilgili vicdanları rahatlatmayan kararını açıkladı.

Bugün, ülkede yaşayan Müslümanların can güvenliğini tehdit eden ırkçılık ve İslam düşmanlığı, Almanya’nın öncelikli gündem maddelerindendir. Yaklaşık iki hafta önce Yeni Zelanda’da ve 2012 yılında da Norveç’teki toplu katliam saldırıları, ırkçı-faşist teröristlerin neler yapabileceğini göstermiştir. Resmî kaynaklara göre bile 15.000 civarında şiddete hazır ırkçının serbest dolaştığı bir ortamda bu tür saldırıların Almanya’da da olabileceğine dair değerlendirmelerin üzerinde hassasiyetle durulması gerekir. Potansiyel canilerin beslendiği ortamları kurutmak, güvenlik güçleri ve istihbarat birimleri için hayati bir görevdir. Mücadele ancak emniyet birimleri içinde kurumsal ırkçılığın üzerine kararlılıkla gidilmesi ile ciddiyet arz eder. Bununla birlikte siyasette ve medyada potansiyel ırkçı-faşist teröristleri cesaretlendirici iklimin oluşmaması noktasında söylemin geliştirilmesi de bir diğer toplumsal sorumluluktur.

Bu düşüncelerle Mehmet Kubaşık’ı ve diğer NSU kurbanlarını rahmetle anıyor, ırkçılıkla daha kararlı bir şekilde mücadele edilmesini temenni ediyorum.”

20.03.2019 tarihinde BMW’ye yönelik iddialar konusunda yaptığım basın açıklamasıyla ilgili bilgilendirme

Bu sabah BMW firmasının genel merkez yönetiminden bir yetkiliyle samimi bir görüşme gerçekleştirdim. İlgili yetkili iş yerinde Türkçe konuşma yasağı iddialarına ilişkin, böyle bir yasağın veya bu yönde bir talimatın tabii ki olmadığını belirtti. Çalışanların hem fabrika arazisinde hem de kantindeki özel görüşmelerini hangi dilde olursa olsun yapabileceklerinin altını çizen yetkili, sadece günlük iş akışının ve ekip görüşmelerinin Almanca yürütüldüğünü ifade etti. BMW’nin önceki açıklamasıyla örtüşen bu tutumu olumlu karşılıyorum.

BMW çalışanı tarafından tekrarlanan ırkçı saçmalıklar ve iş yerindeki ırkçı söylemlere karşı tepki gösteren taşeron firma işçisine çıkış verilmesi iddialarıyla ilgili de bu iddiaların ciddiye alındığı, bu tür davranışlara hiç bir şekilde fırsat verilmeyeceği ve bu nedenle iddialarla ilgili bir iç denetim sürecinin başlatıldığı bilgisi yetkili tarafından aktarıldı. Ancak iddiaların doğruluğunun şu ana kadar teyit edilemediğini belirten yetkili, Münih İş Mahkemesinde devam eden bir davada BMW’nin taraf olarak yer almadığını, bu nedenle de mahkeme tarafından yapılan basın açıklamasına kadar söz konusu iddialardan haberdar olmadıklarını ifade etti. Olayın her halükarda inceleneceğini ve iddiaların doğru olması durumunda harekete geçileceğini söyleyen yetkili, BMW‘nin kendi bünyesinde ne ırkçı söylemlere ne de ayrımcılığa fırsat vermeyeceğinin altını çizdi.

BMW şirketine bu net tutumundan dolayı teşekkür ediyorum. Bununla birlikte iddiaların kapsamlı bir şekilde aydınlığa kavuşturulmasına kadar konuyu takip edeceğimi de belirtmek isterim. Ayrıca Süddeutsche Zeitung gazetesine de ayrımcılık iddialarıyla ilgili yayınladığı detaylı haberi için teşekkür ediyorum.

Mitteilung zu meiner Pressmitteilung vom 20.03.2019 über die Vorwürfe gegen BMW

Ich habe heute Morgen ein freundliches Gespräch mit einem Vertreter der BMW-Unternehmensführung gehabt. Zu den Vorwürfen des behaupteten Verbots, am Arbeitsplatz Türkisch zu sprechen, sagte der Vertreter, dass es selbstverständlich kein Verbot oder eine Anweisung gebe, am Arbeitsplatz Türkisch zu sprechen. Mitarbeiter könnten Privatgespräche in welcher Sprache auch immer, sowohl auf dem Werksgebäude als auch in der Kantine führen. Nur Gespräche über den Arbeitsablauf sowie Teamgespräche würden auf Deutsch geführt. Diese, auch in der vorigen BMW-Verlautbarung korrespondierte diskriminierungsfreie Position, begrüße ich.

Bezüglich des Vorwurfs wiederholter rassistischer Tiraden durch Mitarbeiter sowie der Entlassung eines Leiharbeiters aufgrund seiner zivilcouragierten Haltung gegen rassistische Bemerkungen von Mitarbeitern sagte der BMW-Vertreter, dass man die Vorwürfe selbstverständlich ernst nehme, solche Handlungen in keiner Weise dulden werde und daher eine interne Prüfung stattfinde. Jedoch könne man zum jetzigen Zeitpunkt die Vorwürfe nicht bestätigen. BMW sei auch nicht Partei im Prozess beim Arbeitsgericht München und daher seien ihr die Vorwürfe bis zur Presseerklärung des Arbeitsgerichts auch fremd gewesen. Jedoch prüfe man den Fall und werde selbstverständlich handeln, wenn die Vorwürfe sich bestätigen würden. BMW werde sicherlich keine rassistischen Ausfälle oder auch Diskriminierung in ihren Betrieben dulden.

Ich danke der BMW-Gruppe für ihre offene und kommunikative Haltung und werde die Vorwürfe bis zur umfassenden und endgültigen Klärung weiterverfolgen. Vor allem danke ich der Süddeutschen Zeitung für den ausführlichen Bericht über die Diskriminierungsvorwürfe.

BMW, ırkçılığı görmezden gelemez!

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu iş yerindeki ırkçılığa karşı tepki gösteren taşeron firma işcisine, BMW tarafından çıkış verilmesini, „BMW çalışanları arasında ‚Bimbo‘, ‚Zenci‘ ‚Çingene‘, veya ‚Yahudi‘ gibi ırkçı yaftaların günlük iş hayatında kullanılması ve NSU kurbanlarıyla ilgili herhangi bir yaptırım olmadan dalga geçilmesi ürkütücüdür. Buna karşı tepki gösteren bir çalışana çıkış verilmesiyse ayrı bir skandaldır.“ sözleriyle eleştirdi.

„BMW firmasının dünya çapında iyi bir imajı söz konusu. Fakat son günlerde‚ BMW fabrikalarında ırkçılık‘ manşetleriyle karşılaşmamız, BMW işletmelerinde aşılması gereken bir ırkçılık sorunu mu var sorusunu akla getiriyor. Söz konusu firma bu soruna karşı ne yapacak? Günlük olarak yaşanan nefreti görmezen gelip, olanları saman altı mı edecek ? Yoksa buna karşı bir girişimde bulunarak ırkçı çalışanlara ceza verip bu zihniyetin BMW’de yerinin olmadığını mı gösterecek?

Yine BMW’de Türkçe konuşan işcilere iş yerinde ana dillerinde konuşmanın yasaklandığını basından öğrenmiştik. Ardından firma yönetimi bu gelişmeyle ilgili açıklama yapmış, iddiaları reddederek Türkçe konuşma yasağının olmadığının altını çizmişti. Aksi yönde olan diğer bilgilere rağmen firmanın yaptığı bu açıklamayı olumlu karşıladık. Ancak BMW firmasının bazı işletmelerinde yabancılara, Müslümanlara ve Yahudilere karşı nefretin günlük iş hayatında görülmesi ve BMW’nin tam da buna karşı mücadele eden bir çalışanına çıkış vermesinin dışında hiçbir adım atmaması, sınırı aşan bir tutumdur.

Bazı çalışanların, müşterilerin ve tedarikçi firmaların, Süddeutsche Zeitung gazetesinin haberine göre bazı BMW çalışanları tarafından ‚Bimbo‘, ‚Zenci‘ ‚Çingene‘ veya ‚Yahudi‘ olarak azarlanmasına karşı BMW firması ne yapacak? Bir işcinin NSU cinayetleriyle, „Eeeee? Birkaç ‚kanake‘ daha azaldı?“ gibi yorumlarla dalga geçmesine yönelik nasıl bir tutum sergileyecek?

BMW, zihniyetlerini açıkça gösteren ırkçı parti AfD yandaşlarına karşı nasıl bir muamelede bulunacak? Irkçılığı besleyen veya görmezden gelen firma yöneticileri uyarılacak mı ? Irkçı söyleminden dolayı çıkış verilmiş bir çalışan var mı?

İşci temsilcileri firmadaki ırkçı gelişmelerle ilgili ne yapıyor? BMW artan ırkçılığa karşı ne yapmayı planlıyor? Cevaplanması gereken tüm bu sorular aynı zamanda BMW yönetiminin ırkçılığı görmezden gelmediğini eylemleriyle göstermesi gereken noktalardır.

Kamuoyu, bu sorunla ilgili bir açıklama beklentisi içerisindedir. BMW ayrıca, birçok iş arkadaşlarında gördüğü ırkçılığa karşı şikayette bulunarak tepki gösteren işcinin tekrar işe alınması noktasında da bir açıklama borçludur. Söz konusu firma ilk tavrını bu noktada gösterebilir. Bu konular netlik kazanana kadar biz de gelişmelerin takipçisi olacağız.

BMW darf Rassismus weder ignorieren noch dulden!

„Es ist empörend zu erfahren, dass bei BMW unter Mitarbeitern rassistische Äußerungen wie “Bimbo”, “Nigger”, “Zigeuner”, “Juden” offenbar zum Alltag gehören und sich Mitarbeiter ohne Konsequenzen über NSU-Opfer lustig machen können. Noch skandalöser ist es, wenn auch noch Mitarbeitern gekündigt wird, die Zivilcourage zeigen.“, erklärt Mustafa Yeneroğlu (Ak Partei), Abgeordneter der Großen Nationalversammlung der Türkei, in Bezug auf die Kündigung eines BMW-Leiharbeiters. Yeneroğlu weiter:

„BMW genießt in aller Welt einen guten Ruf. Doch wenn wir in den letzten Tagen mit Schlagzeilen über Rassismus in BMW-Werken konfrontiert werden, dann stellt sich tatsächlich die Frage, ob BMW in ihren Betrieben ein überwältigendes Problem mit Rassismus hat. Wie geht das Unternehmen damit um? Beschwichtigt sie und ignoriert den offenbar alltäglichen Hass in manchem Betrieb oder geht sie couragiert vor, entlarvt rassistische Mitarbeiter und macht ihnen deutlich, dass sie mit ihrem Gedankengut bei BMW nichts zu suchen haben.

Wir hatten vor einiger Zeit erfahren, dass türkischsprachigen Mitarbeitern das Unterhalten in der Muttersprache verboten wurde. Daraufhin hat die Unternehmensführung eine Erklärung gemacht und den Vorwurf bestritten und unterstrichen, dass es kein Türkisch-Sprachverbot geben kann. Trotz widersprüchlicher Andersmeldungen haben wir dies erfreut zur Kenntnis genommen und werden dem nachgehen. Wenn wir jedoch nun auch noch hören, dass in manchem Betrieb von BMW der Hass gegen Ausländer, Juden und Muslimen zum Alltag gehört und BMW nichts anderes einfällt, als die Mitarbeiter zu entfernen, die sich darüber beschweren, dann hört der Spass auf.

Wie geht BMW damit um, wenn Mitarbeiter, Kunden und Zulieferer laut einem Bericht der Süddeutschen Zeitung als “Bimbo”, “Neger”, “Nigger”, “Zigeuner”, “Juden” beschimpft werden? Wie hat BMW darauf reagiert, dass ein Mitarbeiter die Morde des NSU belustigt kommentiert und äußert, “Na und? Eben ein paar Kanaken weniger.”?
Wie geht BMW mit Anhängern des AfD um, die ihren Rassismus unverhohlen darstellen? Werden Führungskräfte angemahnt, wenn sie Rassismus pflegen oder aber auch ignorieren? Sind Mitarbeiter aufgrund rassistischer Bemerkungen entlassen worden?

Was tut der Betriebsrat gegen rassistische Umtriebe im Betrieb? Was gedenkt BMW gegen den zunehmenden Rassismus zu tun? All das sind Fragen, die geklärt werden müssen und die BMW-Unternehmensführung unmißverständlich durch Tat zeigen muss, dass sie Rassismus weder ignoriert, noch duldet.

Die Öffentlichkeit hat einen Anspruch auf Klarstellung und vor allem auch auf die Wiedereinstellung eines Mitarbeiters, der couragiert genug war, um sich über den offenene Rassismus bei vielen Mitarbeitern zu beschweren. Anstelle solchen Mitarbeitern zu kündigen, müssten sie eigentlich geehrt werden. Vielleicht kann BMW hier ein erstes Zeichen setzen. Wir werden bis zur Klarstellung der Sache nachgehen.”

Yeneroğlu: “Yurtdışındaki insanlarımız ve yabancı yatırımcılar kolaylaştırılmış noterlik hizmeti alacaklardır.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye’de nöbetçi noterlik uygulaması ve konsolosluklarda noterlik işlemlerinin kolaylaştırılmasıyla ilgili tanıtım toplantısına katıldı. Yeneroğlu bu çalışmaları, “Adalet Bakanlığımızın yeni uygulamaları yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza ve yabancı yatırımcılara yönelik çok değerli hizmetlerdir. Hem yaşadıkları yerde hem de Türkiye’ye geldiklerinde kolaylaştırılmış noterlik hizmeti alacaklardır.” sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu şunları kaydetti:

“Adalet Bakanlığımız noterlik alanında yurtiçini ve yurtdışını ilgilendiren iki uygulamayı hizmete geçirecektir. Bu kapsamda öncelikle ülkemizde nöbetçi noter uygulaması başlatılacaktır. Uygulama çerçevesinde Cumartesi ve Pazar günleri için belirlenecek nöbetçi noterlikler, hafta içi mesai saatleri ile aynı saatlerde işlem yapacaklardır. Bu hizmet özellikle hafta içi çalışan kişiler için kolaylık sağlayacaktır. Başta oto alım satımı ve mirasçılık olmak üzere bir çok meselede işlem yapan noterlerde hafta sonu da nöbetçilik usulüyle işlem yapılabilmesi ihtiyacı giderici bir adımdır.

Öte yandan yurtdışındaki vatandaşlarımızın başkonsolosluklarda yaptıkları noterlik işlemlerini posta veya kargo yoluyla Türkiye’ye göndermelerine gerek kalmayacaktır. Dışişleri Bakanlığımız ile Türkiye Noterler Birliği arasında yapılan işbirliği neticesinde ortak bilişim sistemi üzerinden işlem yapılacak, ilgili belgenin örneği, bu işlemin örneğini almak üzere yetkilendirilen kişi tarafından ülkemizdeki herhangi bir noterlikten alınabilecektir. Böylelikle posta veya kargoyla gönderilen belgelerin geç ulaşması nedeniyle işlerin gecikmesi gibi durumlar yaşanmayacaktır.

Adalet Bakanlığımızın hem yurtiçi hem de yurtdışındaki noterlik işlemlerinde bu kolaylaştırıcı adımları uygulamaya geçirmesi, vatandaşlarımız adına sevindirici bir gelişmedir. Her iki hizmet için başta Adalet Bakanımız olmak üzere emeği geçen Adalet Bakanlığımız yetkililerini takdir ediyorum. Adalet Bakanlığımız yakın zamanda Mavi Kart sahibi hükümlü, tutuklu veya ziyaretçilerin Türk vatandaşı gibi değerlendirilmesi ve yine Mavi Kart sahibi kişilerin tercüman olarak çalışabilmesi yönünde düzenlemeler yapmıştı. Bu adımların ardından yeni kolaylaştırıcı bir işlemin yapılması yurtdışındaki insanlarımız ve yabancı yatırımcılar adına takdir edici bir adımdır.”

Milli Savunma Bakanımızın Dövizle Askerlikle İlgili Açıklaması Hakkında Bilgilendirme

Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar Anadolu Ajansı Editör Masasına yeni askerlik sistemiyle ilgili açıklamalarda bulunmuş, bu çerçevede 2 bin Avro olan dövizle askerlik bedelinin 5 bin 113 Avro olarak belirlendiği bilgisi kamuoyunda yer almıştır. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız açıklamanın ardından tepkilerini telefon, e-mail veya sosyal medya aracılığıyla dile getirmektedirler.

Öngörülen yeni sistemde Türkiye’deki yükümlülere ya askerlik hizmetini yapma ya da bedelli askerlik imkanından faydalanma alternatifleri sunulmaktadır. Ancak yurtdışında yerleşik bir yükümlü için -içinde bulunduğu şartlar nedeniyle- sadece dövizle askerlik imkanı söz konusudur. Öte yandan yurtdışındaki insanlarımızın sosyo ekonomik şartlarını dikkate aldığımızda ödenecek meblağın artırılması, karşılanamayacak bir yük oluşturabilecektir. Bu da bazı vatandaşlarımızın uzun süre Türkiye’ye gelememesine neden olabilecektir. Ayrıca yurtdışındaki gençlerimiz açısından baktığımızda zaten doğdukları ve yaşadıkları ülkenin vatandaşı olmaları sebebiyle Türk vatandaşlığından çıkma durumları yaşanabilecektir. Bu hususlarla birlikte, dövizle askerlik meselesinin, diaspora politikalarımızın bir gereği olarak, ülkemizle olan bağın muhafaza edilerek daha da güçlendirilmesi için kolaylaştırıcı yöntemle ele alınması faydalı olacaktır.

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın meselelerini takip eden bir milletvekili olarak bu düşüncelerimizi konunun gündeme gelmesinin ardından Milli Savunma Bakanımızla paylaştık, önerinin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini belirttik. Endişelerimizi aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımıza da arz ettik.

Bakanlığımız kamuoyu ile paylaştığı yeni askerlik sistemiyle ilgili çalışmaları devam ettirmektedir. Dövizle askerlikle ilgili de yukarıda ifade edilen hususları değerlendirmeye almıştır. Çalışmanın sonucunda yeni sistem Nisan ayında yasalaşmak üzere TBMM gündemine gelecektir. Bu noktada takdir Türkiye Büyük Millet Meclisimizin olacaktır. Elbette süreç boyunca tüm ilgililerle endişelerimizi paylaşacak, görüşlerimizi dile getireceğiz. Bu zaman zarfında yurtdışında yaşayıp şartları taşıyan yükümlüler dövizle askerlik imkanından faydalanabilir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun

Tarihte kadınlar ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlarda eşit katılım gösterebilmenin mücadelesini her daim vermişlerdir ve vermeye de devam etmektedirler. Günümüzde farklı birçok konuda kazanımlar elde edilmiş olsa da maalesef bu durumun geçerli olmadığı alanlar mevcudiyetini korumaktadır. Kadınların ekonomide eşit gelire sahip olduğu, siyasette daha fazla temsil edildiği ve diğer alanlardaki tüm haklarını ayrımcılığa uğramadan aradıkları bir toplum ideali elzemdir. Her bir kadının kendi inanç ve değerleri doğrultusunda eşit katılım sağlayabileceği toplumsal şartları inşa etmek ise hepimizin görevidir.

Acıdır ki, günümüzde kadınlar hala sömürü, taciz, şiddet ve cinayet kurbanı olmaktadırlar. Kadının toplumda görmesi gereken saygıyı ve değeri ne yazık ki görmediğini ülkemizdeki istatistiksel veriler açık bir şekilde ortaya koymaktadır. 2015’te 303, 2016’da 328, 2017’de 409, 2018’de 440 kadının; geçtiğimiz Ocak ve Şubat ayları içerisinde ise 74 kadının cinayete kurban gitmiş olması toplumsal bilinçlenme adına siyasetin, sivil toplumun, medyanın ve akademinin atması gereken daha çok adım olduğunu göstermektedir.

1857’de ABD’nin New York kentinde bir fabrikada çıkan yangında hayatını kaybeden 129 işçi kadının iz bıraktıkları ve 1977 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Kadınlar Günü olarak ilan edilen 8 Mart, bu sorun ve çözüm önerilerini tartışabilmemiz adına bir zemin oluşturuyor. Bu vesileyle tüm kadınların kadınlar gününü kutluyor; eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürdürmeleri için özellikle kadına karşı şiddet ve ayrımcılık karşısında daha fazla mücadele etmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum.

DÖVİZLE ASKERLİK UZAKTAN EĞİTİMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Milli Savunma Bakanlığı tarafından bugün hizmete açılan uzaktan eğitim internet sitesi kapsamında dövizle askerlikle ilgili açıklama yaptı. Yeneroğlu açıklamasında şu bilgileri verdi:

“Dövizle askerlikle ilgili yapılan son düzenlemede bedel 2 bin Avro olarak belirlenmiş ve ayrıca Milli Savunma Bakanlığımızca hazırlanacak uzaktan eğitimi alma şartı getirilmişti. Yurt dışında yaşayan askerlik yükümlüsü vatandaşlarımız uzaktan eğitimin nasıl olacağına ilişkin beklenti içerisindeydi.

Milli Savunma Bakanlığımız teknik altyapı çalışmalarının ardından bugün, https://dovizle.msb.gov.tr adresinden ulaşılabilecek uzaktan eğitim portalını hizmete açmıştır. Bu kapsamda sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin şu bilgiler önem arz etmektedir:

Yurt dışında ikamet edip dövizle askerlikten yararlanma şartını taşıyan yükümlüler öncelikle uzaktan eğitimi bitirmiş olmaları gerekir. Bunun için konsolosluğa başvuru yapmaya gerek yoktur. Uzaktan eğitimle ilgili işlemler yukarıda belirtilen portalda yürütülecektir. Buna göre ilk girişlerde, TC Kimlik numarası ile giriş yapıp, “yeni hesap” butonuna tıklayıp, açılan penceredeki formun doldurulmak gerekmektedir. Sonraki süreçte TC kimlik numarası ve belirlenen şifre ile giriş yapılabilecektir.

Uzaktan eğitimin tamamlanmasının ardından oturma ve çalışma durumunu gösteren belgeler ve pasaport ile ilgili konsolosluğa müracaat edilmesi gerekir.”