Türkiye, Hollanda hükümetinden özür bekliyor. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’daki kampanya lideri söylüyor. ‘Düşünce özgürlüğü İkinci Dünya Savaşı’ndan beri bu kadar zarar görmemişti.’

Avrupa’daki kampanya lideri Mustafa Yeneroğlu referandumdan dolayı Hollanda’da. Türkiye kökenli Hollandalılar bugünden itibaren oy kullanabilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’sinden milletvekili olan Yeneroğlu yüksek bir katılım bekliyor. “Hollanda’daki Türk toplumunun Hollandalı siyasetçilere olan tepkilerini göstermeleri için toplu bir şekilde sandığa gitmelerini bekliyorum.” diyor Yeneroğlu. “Bu olayda kimi desteklediklerini belli etmek ve seslerinin Hollanda’da duyulması için.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırdaşı olarak görülen Yeneroğlu’na göre Türk hükümeti Hollanda’daki durum için giderek daha fazla endişe duyuyor. “Hollanda her zaman liberal bir ülkeydi, fakat gittikçe aşırı sağın baskınlığı artıyor. Hollanda hükümeti aşırı sağın etkisini azaltmak istiyor. Fakat bunun için aynı ayrımcılık içeren söylemleri kullanıyor. Geert Wilders’in söylemleri ve üslubu Hollanda hükümetinin söylemlerini zehirliyor. Bu yüzden geçtiğimiz haftalarda Hollanda’da neredeyse hiç kampanya yürütemedik. Hollandalı siyasetçiler yurt dışında kampanya yürütebilirken Türk siyasetçileri Hollanda’dan geri gönderildi. Geçtiğimiz haftalarda burada olanlara bakarsak, bence İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana düşünce özgürlüğü hiç bu kadar yara almamıştı. Türk bakanların konsoloslukta yani Türk topraklarında yurttaşları ile konuşabilmeleri bile mümkün olmadı. Bu kabul edilemez.”

Yaşananlar, sizin burada referandum organize ederek Türk siyasetini Hollanda’ya taşımanızın bir sonucu değil mi?

Bu kadar göçmenin olduğu bir toplumda, göçmenlerin anavatanlarındaki seçimler için oy kullanabilmelerinden daha doğal bir şey yoktur. Bu, sorun yapılmadığı takdirde problem değildir. Geçtiğimiz seçimlerde her şey yolundaydı. Şimdi birden bire Hollanda’da sorun oldu.

Ancak birçok Hollandalı burada doğdu. Hollanda vatandaşı, fakat siz onlara Türk vatandaşı muamelesi yapıyorsunuz.

Burada doğmuş olabilirler, fakat Türk vatandaşlığına da sahipler. Dolayısıyla Türk siyasetine de ilgililer. Türkiye’de 500 bin Hollandalı yaşamış olsaydı, biz onlardan “anavatanınla bütün ilişkilerini kes” beklentisinde olmazdık.

Ancak bu tutum entegrasyona engel. Onların geleceği Hollanda’da, Türkiye’de değil.

Ben de Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşlarının daha fazla siyasete katılım sağlamaları taraftarıyım. Şu an buna fazla ilgi duymuyorlar. Bunun sebebi, kendilerini Hollandalı siyasetçiler tarafından temsil edilmediklerini hissetmeleridir. Geçmişte entegrasyonun anlamı şuydu: kimliğini muhafaza ederek topluma katılım sağlamak. Şimdi ise azınlıklardan, beyaz Hollandalılardan daha Hollandalı olmaları isteniyor.

Hollanda toplumu, azınlıklara karşı korkutuluyor. Buna bir son verilmeli. Bu ülkedeki basın organları ve siyasetçiler, azınlıkların Hollanda için bir tehdit olmadığını göstermeli.

Siz bir gazeteci olarak bu konuda öncülük etmelisiniz. Hollanda basınından, azınlıkların sesini daha fazla duyurmalarını bekliyoruz. Aynı şekilde siyasi partilerden de. Hollanda’da azınlıklar durup dururken kendi partilerini kurma ihtiyacı hissetmiyorlar.

Hollanda ve Türkiye arasındaki ilişki çok yara aldı. Nasıl devam edecek?

Burada Türk vatandaşı veya Türkiye kökenli olan yaklaşık 500 bin insan yaşıyor. Ekonomik ilişkilerimiz var ve her sene 1 milyon Hollandalı Türkiye’ye tatile geliyor. Bunlar iyi bir ilişkiye ihtiyacımızın olduğunu gösteriyor. Referandum sona erdiğinde ikili ilişkilerimizi tekrar nasıl düzelteceğimize bakmalıyız. Sözüm öncelikle Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşlarına: ben onların bu referandumda kimi desteklediklerini göstererek Hollanda’ya, çok iyi bir mesaj vereceklerini öngörüyorum.

Hollanda hükümetinden bir özür bekliyor musunuz?

Biz Başbakan Rutte’nin bunun gerekliliğini göreceğini düşünüyoruz. Geçen ay Rotterdam’da olanlar özgürlükçü bir ülkeye yakışmıyor. Bu kadar olaydan sonra gayet normal bir davranış olmasından dolayı Hollanda’dan bir özür bekliyoruz.

Cumhurbaşkanınız Hollanda hükümeti için ‘nazi kalıntısı’ ifadesini kullandı. Bunun için özür dilemeyi düşünüyor mu?

Bu ifadeler, Hollanda’nın tutumuna bir tepkiydi. Türkiye, ülkeniz hakkında böyle düşünmüyor fakat Cumhurbaşkanımız o Cumartesi olanlardan dolayı büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bakanlarımız reddedildi. Polis, düşünce özgürlüğünü kullanan insanları köpeklerle ve atlarla kovaladı. Cumhurbaşkanımız bunun üzerine bu olayların Nazi dönemindeki görüntüleri hatırlattığını söyledi. Sözkonusu ifadelerin arka planı budur.

Şu an Rotterdam’dasınız, Naziler tarafından yağmalanan bir şehir. Beş sene boyunca Naziler tarafından işgal edilmiş bir şehir. Cumhurbaşkanınızın ifadeleri Hollandalıları derinden sarstı.

Nerede bulunduğumun farkındayım ve bu ifadelerin iki ülke arasındaki ilişkilere olumlu katkı sağlamadığı konusunda sizinle hemfikirim. Ancak size ifadelerin arka planını açıkladım. Her zaman bir etki ve tepki söz konusudur. Eğer Başbakan Rutte o gün olanlardan dolayı özür dileseydi bizim Cumhurbaşkanımız da ona göre açıklama yapardı. Özür mü? Ben Cumhurbaşkanın kendisi değilim, buna o karar verir. Ancak buradan bir adım atılırsa ona göre tepki gösterilir.

http://www.ad.nl/buitenland/nederland-wordt-bang-gemaakt-voor-minderheden~aefa9383/

Connect with Me: