Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Hk. Değerlendirmem

TBMM bünyesinde kurulan “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”, terörün ve illegalitenin sonlandırılması ve toplumsal barışın tesis edilmesi bakımından çok önemli ve değerli bir girişimdir.

Komisyona çalışmalarında başarılar diliyor; bu sürecin, PKK’nın fiilen de kendini feshetmesine ve örgütü doğuran ve güçlendiren sebepleri tümüyle ortadan kaldıracak kalıcı bir noktaya evrilmesini temenni ediyorum.

Komisyonun kuruluş amacı, terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkarılması, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışmalar yapılması olarak tanımlanmış.

Elbette bu hedeflerin her biri, ülkemizin ortak geleceği açısından hayati önemdedir. Ancak, ülkenin mevcut gidişatı göz önünde bulundurulduğunda, gerçeklikten uzak beklentilere kapılmamak ve gerçekçi söylemlere ve adımlara odaklanmak gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Zira Türkiye, her geçen gün daha fazla otoriterleşmekte ve her türlü hukuksuzluk sıradanlaşmaktadır. Böyle bir tabloda “Kardeşlik, Demokrasi ve Özgürlük” gibi devasa başlıklar ancak kötü bir mizah olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle Komisyonun, soyut ve iddialı söylemler yerine, somut ve uygulanabilir hedeflere odaklanması ölçülebilir başarının şartıdır.

Komisyonun öncelikli hedefi, Türkiye’nin terör sorununa kalıcı ve kapsayıcı çözüm üretmektir. Öncelikle adım adım örgütün tümüyle silah bırakmasına yönelik somut adımların belirlenmesi ve silah bırakan örgüt üyelerine ilişkin açık düzenlemelerle desteklenmesi zaruridir.

Bu bağlamda, özellikle Ceza İnfaz mevzuatında, hem adaletin tesisi hem de toplumsal barışın inşası açısından düzenlemeler yapılmasına dair önerilerin çalışılması, Komisyonun en önemli görevidir.

Çatışma çözüm süreçleri, genel olarak üç temel evre etrafında şekillenir: Silah bırakma, güvenli ve gönüllü eve dönüş, toplumsal entegrasyon. Bu evrelerin her biri, birbirini tamamlayan ve eşgüdüm içinde yürütülmesi gereken hassas süreçlerdir. Silahların susması, barış için yalnızca bir başlangıçtır; asıl mesele, barışı sürdürülebilir kılacak siyasi ve hukuki zeminin nasıl inşa edileceğidir.

Komisyonun bu konularda mutabakatla öneri ortaya koyması başlı başına büyük bir başarı olacaktır.

Bu hedefin ötesinde demokrasi, hukuk devleti ve Kürt sorunu gibi devasa kronik ve yapısal meselelerin çözümünü bu komisyonun omuzlarına yüklemek, onu daha başlamadan başarısızlığa mahkum etmek olur. Komisyonun üyelerinin yaygın söylemleri sebebiyle bu ikazı özellikle yapıyorum.

Komisyonun başarısı, yalnızca atacağı adımlara değil; bu adımların nasıl bir yaklaşımla atılacağına ve nasıl bir dille takdim edileceğine de bağlıdır.

Bu vesileyle, Türkiye’nin demokratikleşme ve barış yolunda yeni bir sayfa açmasını umut ediyor; Komisyonun çalışmalarını bu inançla desteklediğimi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Öte yandan, Türkiye’nin uzun süredir içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal tıkanıklığı aşabilmesi için, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir normalleşme sürecine ihtiyacı olduğu açıktır. Bu ihtiyaç, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarından bağımsız olarak da geçerlidir ve vakit kaybetmeksizin ele alınmalıdır.

Özellikle demokratik kültür ve hukuk devletinin asgari gerekliliklerine geri dönülmesi, yargının siyasi talimatlara değil hukukun üstünlüğüne tabi olması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması için gerekli tedbirlerin alınması, keyfi tutukluluk uygulamaları ile ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki yasal ve yapısal engellerin kaldırılması, ceza adalet ve infaz sisteminin caydırıcılık ve orantılık ilkeleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesi en ivedi konulardandır.

Ayrıca, darbe teşebbüsü sonrasındaki iklimde ceza hukukunun en temel ilkeleri gözardı edilerek yürütülen silahlı terör örgütü yargılamalarından doğan ciddi hukuksuzlukların ve KHK mağduriyetlerinin çözüme kavuşturulması gerçek bir toplumsal barış için elzemdir ve en geç bu Komisyonun önerilerinin yasama çalışmalarına aktarılması sürecinde meclisin gündemine alınmalıdır.

Facebook
Twitter
LinkedIn
Benzer İçerikler: