Ne zaman adı geçse kalbim ısınır, yumuşarım. Aramızda asırlar olsa da incindiğini hissettiğim yerde incinir, mutlu olduğunu hissettiğim yerde mutlu olurum. Çünkü benim için O, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir, en sevgili O’dur. Bugün yaşasaydı acaba şu olayda nasıl düşünürdü, bu olayda nasıl davranırdı diye anlamaya ve rehber edinmeye çalışırım.
Dün geceden beri yine O’nu düşünüyorum. Emin olunan, huzur veren, adil olan O’nu. Aklı ve vicdanı düşman edinmiş hınç, öldürme çağrılarında kendini kaybeden cinnet, şiddet kültürü ve linç karşısında benim sığınağım O’nun ahlakıdır.
Ne O’nu gerçek manasıyla tanımaya çalıştıklarını ne de Kur’an ile hakkıyla yüzleştiklerini düşünürüm. Benim için asıl acı olan, O’nu da Kur’an’ı da yanlış tanıtıp ahlakı unutturan öfkelerine, çaresiz fanatizmlerine meze yapmaları.
Ne bilsinler O’nun, Ebu Mahzure’nin kinini nasıl sonsuz sevgiye çevirdiğini… Ne bilsinler Kur’an’ın, alay edenlerin incitici ve yaralayıcı sözlerinden canı sıkılan, kalbi daralan O’na, “Sen Rabbini hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol.” diye buyurmakta ve birçok ayette sabrı tavsiye etmekte olduğunu. Çünkü “Sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin!”, “Seninle alay edenlerin haklarından gelmeye Biz yeteriz.”
Ülkem adına çok üzgünüm. Kalabalıkları içine çeken bu gidişat beni ürkütüyor. Öldürmekte hayat bulanları gördükçe, hukuk adına görev yapmakla mükellef olanların nasıl büyük bir keyifle ateşe odun taşıdığını gördükçe, linç kervanına koşar adımlarla yetişme telaşıyla yapılan açıklamaları gördükçe, “durun kalabalıklar” diyebilecek aklıselimin her geçen gün daha fazla yok olduğunu gördükçe ülkem adına çok üzülüyorum. Göğsüm daralıyor.
Peki, meselenin hukuki boyutu mu? Sahi, kaç kişi durup soluklanıp “Acaba ne yapmışlar?” diye bakmıştır? Herhalde çok çok azı. Onların arasında da adil olan, makul olan kaç kişi? Tutumları, bağlı olduğu hukukla uzaktan yakından alakası olmayan İçişleri Bakanı’nın masumiyet karinesini hiçe sayan iştahlı paylaşımlarına, apar topar terörist avına, insanları teşhir çabasına da bakınca, hukuksuzluğun devlet gücüyle aleni ve büyük iştahla işlendiği bir yerde hukuki bir değerlendirme yapmanın bir anlamı var mı diye düşünüyorum…




