Anayasa Mahkemesi’nin, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılanan Ayten Karadağ hakkında 16 Temmuz’da verdiği ancak yakın zamanda yayımlanan kararı, uzun süredir devam eden hukuksuzluk sarmalının çözülmesi için önemli bir adımdır. Mahkeme, başvurucuya verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının, Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.
Karara konu olan mahkumiyet; ev anneliği, sivil toplum faaliyetleri (dernek ve mütevelli heyeti üyeliği), Zaman Gazetesi’ne abone olmak, 2014 sonrası Bank Asya’da hesap hareketleri ve çocukları ‘cemaat okullarına’ göndermek gibi tamamen meşru eylemlere dayanıyordu. AYM de bu fiillerin tek başına terör örgütü üyeliği suçunu oluşturmayacağını, temel haklar kapsamında kalan her bir fiilin örgüt üyeliği kapsamında işlenip işlenmediğinin değerlendirilmesi ve örgütsel davranış olarak tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yani kişinin örgütün niteliğini ve amacını bilerek ve isteyerek (özel kast), örgütle bilinçli, sürekli ve faaliyetlerine katkı sağlayan bir bağ kurması şartını vurgulamıştır. Bu unsurların kanıtlanmadığı durumlarda verilen mahkumiyet kararları, hukukun en temel ilkesi olan kanunilik kuralına ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Bu karar, yıllardır on binlerce insanın banka hesabı, okul tercihi, gazete aboneliği veya dernek üyeliği gibi nedenlerle soruşturulduğu, kriminalize edildiği, yargılandığı ve cezalandırıldığı bir dönemde, hukukun yeniden hatırlanması açısından son derece önemlidir.
İlk derece mahkemelerini ve özellikle savcılıkları Anayasa Mahkemesi kararını ve karardaki gerekçeleri dikkate almaya, Anayasa Mahkemesi’ni ise ByLock konusundaki başvurularda AİHM’in Yalçınkaya ve Demirhan kararları doğrultusunda bir tutum benimsemeye ve keyfi ve adaletsiz uygulamalara son vermeye çağırıyorum.




