Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bugün açıkladığı Demirtaş kararında, devam eden tutukluluğunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve siyasi amaçlar taşıdığını açıkça vurgulamaktadır.
Karar, Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerine yönelik utanılması gereken tespitler içermektedir.
AİHM’nin Tespit Ettiği Hak İhlalleri
Tutukluluğun Hukukiliğinin Süratle İncelenmemesi (Madde 5 § 4): Anayasa Mahkemesi’nin Demirtaş’ın bireysel başvurusunu dört yıldan uzun bir süredir karara bağlamaması,”makul sürede yargılanma” hakkının ihlali olarak kabul edildi.
Makul Şüphe Olmadan Tutuklama (Madde 5 § 1): Mahkeme, 1’e karşı 6 oyla, Demirtaş’ın suç işlediğine dair makul şüphe bulunmadığına hükmetti. Kararda, Demirtaş’ın siyasi konuşmalarının ve Kobani’deki olaylar sırasındaki açıklamalarının, şiddete azmettirme suçunu oluşturduğuna dair yeterli delil sunulamadığı vurgulandı.
Uzun Tutukluluk ve Yetersiz Gerekçe (Madde 5 § 3): Demirtaş’ın dört yılı aşan tutukluluğunun devamı için ilgili ve yeterli gerekçelerin gösterilmediği, 1’e karşı 6 oyla tespit edildi.
Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlanması (Madde 5 § 4): Demirtaş ve avukatlarının soruşturma dosyasına erişiminin engellenmesi, tutukluluk kararlarına etkili bir şekilde itiraz etme haklarının ihlali olarak görüldü.
Hakların Siyasi Amaçlarla Kötüye Kullanılması (Madde 18 ile bağlantılı Madde 5 § 1): Kararın en dikkat çekici tespiti, tutuklama tedbirinin hukuki bir amaçtan ziyade siyasi bir amaç güttüğü yönündeki ihlal kararı oldu. Mahkeme, yetkililerin asıl amacının Demirtaş’ı tutuklu tutarak siyasi faaliyetlerini engellemek, kamusal ve demokratik tartışma alanını daraltmak olduğunu belirtti. Bu sonuca varılırken, AİHM Büyük Daire kararının uygulanmaması, suçlamaların keyfi şekilde değiştirilmesi ve olaylardan beş yıl sonra yeniden tutuklama yapılması gibi unsurlar belirleyici oldu.
Netice olarak AİHM’nin bu kararı, yıllardır belirttiğimiz gibi Demirtaş’ın uzun yıllardır cezaevinde olmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve siyasi amaçlar taşıdığını tekraren ortaya koymaktadır. İktidar yetkilileri her gün aksini tekrar etse de mahkemenin Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin yok sayılmasına yönelik tespitleri ve bu davada asıl amacın siyasi olduğunu vurgulaması, utanılması gereken bir durumdur.
Tabi iktidar bunları bilmiyor mu? Çok iyi biliyor ama maalesef zulmetmeyi tercih ediyor. Bir insanın bahanelerle 9 yıldır eşinden, çocuklarından mahrum bırakılıp özgürlüğünün kasten gasp edilmiş olması, eziyet olsun diye memleketinden 1700 km uzakta tutulması, toplum olarak hepimizi rahatsız etmesi gereken hazin bir durum.
Sayın Demirtaş derhal serbest bırakılmalıdır; AİHM kararları gecikmeksizin uygulanmalıdır! Muhalifine her türlü kötülüğü hak gören, adaletten ve vicdandan uzak bu zorba anlayışı hep birlikte reddetmemiz gerekir.
Unutmayalım ki gerçek bir hukuk devletini hak etmenin yolu, haksızlığa uğrayanın kim olduğuna bakmaksızın, her türlü adaletsizliğe ve kötülüğe topyekûn karşı durmaktan geçer.




