AİHM’in FETÖ Yargılamalarına İlişkin Verdiği Üç İhlal Kararı Hakkında Değerlendirmelerim

İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) dün açıkladığı üç ayrı kararla (Bozyokuş vd., Karslı vd. ve Seyhan vd. kararları), toplamda 2.420 Türk vatandaşı hakkında verilen ihlal kararlarını değerlendirdi.

Yeneroğlu, “Yapılması gereken açık ve nettir. Türkiye artık acilen hukuka dönmelidir. Adalet ancak her bir dosyanın kendi özgül koşulları içinde ve evrensel hukuk standartlarına uygun biçimde değerlendirilmesiyle tecelli eder. Türkiye’nin hem uluslararası itibarını koruyabilmesi hem de iç toplumsal barışını güçlendirebilmesi, bu ağır mağduriyetlerin hukuk zemininde ve samimiyetle giderilmesine bağlıdır.” ifadelerini kullandı.

 

‘332 Bin Kişi Silahlı Terör Örgütü Suçundan Mahkum Oldu’

AİHM’in son kararlarıyla birlikte, benzer dosyalar kapsamında hak ihlali tespit edilen kişi sayısının 6.884’e ulaştığını hatırlatan Yeneroğlu, ortaya çıkan tablonun yalnızca sayılardan ibaret olmadığını vurguladı.

“Bu vahim tablonun ardında; yarım kalmış hayatlar, geride bekleyen çocuklar, dağılan aileler ve telafisi mümkün olmayan itibar kayıpları var. Diğer tarafta ise, kendi vatandaşlarına bu hukuksuzlukları reva gören ve AİHM’in açıkça ‘sistematik sorun’ olarak nitelediği bu tabloyla hala yüzleşmeyen bir anlayış bulunmaktadır.

Adalet Bakanlığı verilerine göre 2016–2024 yılları arasında silahlı terör örgütü suçundan verilen mahkûmiyet sayısı 332.176’ya ulaştı. Bu süreçte ceza hukukunun en temel güvenceleri olan “şahsilik” ve “kanunilik” ilkelerinin, yerini kategorik, otomatik ve genelleyici bir cezalandırma pratiğine bıraktı. Bugün karşımızda duran bu vahim tablo, tesadüf değil; bu tercihlerin doğal ve kaçınılmaz sonucudur.” değerlendirmesinde bulundu.

 

‘AİHM Kararı Açık: Şablon Yargılamalar Bırakılmalı, Hukuka Dönülmelidir’

Yeneroğlu, AİHM Büyük Daire’nin Yüksel Yalçınkaya kararını referans alarak yıllardır ısrarla vurguladığı hususlara dikkat çekerek şunları söyledi:

“Söz konusu yapının içindeki herkesin ya da her ByLock kullanan kişinin otomatik olarak terörist sayılması, hukuk devleti ilkesi bakımından temelsiz ve kabul edilemez bir yaklaşımdır. ByLock kullanımı tek başına “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlaması için kesin ve yeterli bir delil değildir. Mesaj içerikleri incelenmeden, bu içeriklerin suç teşkil edip etmediği ortaya konulmadan verilen mahkûmiyetler, adil yargılanma hakkını (AİHS madde 6) ihlal etmektedir.

Bir uygulamanın kullanımını, geriye dönük olarak otomatik bir terör suçu deliline dönüştürmek, ceza hukukunun omurgasını oluşturan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesini (AİHS madde 7) fiilen askıya almak anlamına gelir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

‘Hukuka Dönüş Bir Tercih Değil, Anayasal Zorunluluktur’

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesine işaret eden Yeneroğlu, “AİHM kararlarının gereklerini yerine getirmek siyasi bir tercih değil, doğrudan anayasal bir yükümlülüktür. Bu kararlar görmezden gelinerek ne hukuk devleti korunabilir ne de toplumsal adalet duygusu ayakta tutulabilir.” dedi.

 

‘Atılması Gereken Adımlar Açık ve Zorunludur’

Yeneroğlu son olarak şunları kaydetti: “Gelinen noktada atılması gereken makul ve zorunlu adımlar açıktır. Öncelikle, AİHM’in de en uygun giderim yolu olarak işaret ettiği üzere, mevcut ihlal kararları ışığında, benzer durumda olan on binlerce dosya için yargılamanın yenilenmesi yolu açılmalıdır. İkinci olarak iktidar ve yargı organları, sistematik hâle gelen bu hak ihlallerini durduracak yasal ve idari tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmelidir. Son olarak ise yargılamalarda niyet okuma, varsayım ve şablonlar yerine; somut ve ikna edici delil kriterlerine geri dönülmelidir.”

Facebook
Twitter
LinkedIn
Benzer İçerikler: