Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Hk. Basın Açıklaması

 

“AKADEMİK ÖZGÜRLÜK DARALTILIYOR, AYNI EMEĞE FARKLI MUAMELE YAPILIYOR”

İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, bu hafta Genel Kurul’da görüşülmesi beklenen “Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” hakkında yaptığı açıklamada, teklifin 1’inci maddesiyle yabancı uyruklu asistan hekimlerin döner sermaye ek ödemesinden açıkça dışlanmasının ve 25’inci maddesiyle yükseköğretim kurumlarında çalışacak tüm öğretim elemanlarının güvenlik soruşturması kapsamına alınmasının akademik özgürlük, eşitlik ilkesi ve üniversitelerin bilimsel özerkliği bakımından ciddi Anayasa’ya aykırılıklar içerdiğini belirtti.

 

Aynı Nöbeti Tutan, Aynı Hastaya Bakan Hekime Uyruğu Nedeniyle Ayrımcılık Yapılamaz’

Teklifin 1’inci maddesinin, üniversite hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi alan hekimlere döner sermaye ek ödemesi yapılamayacağını açıkça hükme bağladığını belirten Yeneroğlu şunları söyledi: “Bu hekimler Türk meslektaşlarıyla aynı sınavı kazanıyor, aynı hastaya bakıyor, aynı nöbeti tutuyor. Anayasa Mahkemesi 2022 yılında verdiği kararla, bu hekimlerin ek ödemeden yararlandırılmamasını hak ihlali saymış ve ödemeyi yasaklayan açık bir kanun hükmü bulunmadığına dikkat çekmişti. Karardan çıkarılması gereken sonuç, boşluğun hak sahipleri lehine giderilmesiydi. Teklif ise tam tersini yapıyor; yasağı bizzat kanuna yazarak ihlali kalıcı hâle getiriyor. Bugün bu şartlarda çalışan yaklaşık 300-400 uzmanlık öğrencisi bulunmaktadır. Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesi yalnızca vatandaşları değil herkesi korur; aynı emeğe uyruk gerekçesiyle farklı karşılık vermenin haklı ve makul hiçbir gerekçesi yoktur. Düzenleme bu hâliyle yasalaşırsa Anayasa Mahkemesi önünde yeni ihlal kararları kaçınılmazdır. Yapılması gereken, bu hekimlerin döner sermaye ek ödemesinden yararlanmasını açıkça güvence altına almaktır.”

 

‘Tüm Öğretim Elemanlarına Güvenlik Soruşturması Akademik Özgürlük Üzerinde Caydırıcı Etki Doğurur’

Teklifin 25’inci maddesiyle, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun kapsamı genişletilerek yükseköğretim kurumlarında görev yapacak öğretim elemanlarının tamamının güvenlik soruşturmasına tabi tutulacağını belirten Yeneroğlu, “Sorun, güvenlik soruşturmasının varlığı değil; istisnai nitelikte olması gereken bu tedbirin, görevin niteliği gözetilmeksizin bütün akademik kadrolara yaygınlaştırılmasıdır. Oysa 7315 sayılı Kanun, güvenlik soruşturmasını milli güvenlik bakımından hassas görevler için öngören sınırlı bir istisna rejimi olarak düzenlenmiştir. Akademisyenlerin bu kapsama topluca dahil edilmesi, istisnayı kural haline getirmektedir.

 

‘Kanun, Akademisyen İçin “Görevin Gerektirdiği Nitelikler”in Ne Olduğunu Söylemiyor’

Güvenlik soruşturmasının içeriğine ilişkin belirsizliğe dikkat çeken Yeneroğlu şunları kaydetti: “7315 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi güvenlik soruşturmasında; kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin araştırılacağını öngörmektedir. Ancak kanunun hiçbir yerinde, bir öğretim elemanı bakımından ‘görevin gerektirdiği nitelikler’in ne olduğu yazmamaktadır. Hangi verinin akademik görevle ilgili sayılacağı, hangi bilginin toplanıp nasıl değerlendirileceği tümüyle idarenin takdirine bırakılmıştır.

Üstelik bilimsel faaliyet doğası gereği uluslararasıdır. Yabancı üniversitelerle ortak proje yürütmek, yurt dışında araştırma yapmak, yabancı meslektaşlarla birlikte yayın üretmek bir akademisyenin işinin olağan parçasıdır. ‘Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişik’ ölçütünün, içeriği belirlenmeden ve görevin gerekleriyle bağı kurulmadan bütün akademik kadrolara uygulanması, uluslararası bilimsel işbirliğinin kendisini şüphe konusu haline getirme riski taşımaktadır. Bu, üniversitelerimizin uluslararası rekabet gücüne de doğrudan zarar verir.”

 

‘İrtibat ve İltisak, Çerçevesi Kanunla Çizilmemiş Belirsiz Kavramlardır’

Yeneroğlu, aynı maddedeki bir başka ölçütü de eleştirerek şunları söyledi: “Kanun’un 5’inci maddesi, kişinin terör örgütleriyle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının araştırılmasını da öngörmektedir. İrtibat ve iltisak, mevzuatımıza olağanüstü hâl döneminde giren ve içeriği kanunla tanımlanmamış kavramlardır. Bu kavramlar somut bir suç isnadına ya da bir yargı kararına dayanmaz; kişinin tutumlarından, çevresinden veya varsayılan yakınlığından hareketle çok geniş bir biçimde yorumlanabilmektedir. Sınırları bu kadar belirsiz bir ölçütün akademik kadrolara girişte genel bir eleme aracına dönüştürülmesi, bilim insanlarının mesleğe kabulünü keyfi kararlara açık hale getirir.

Anayasa Mahkemesi 2019 yılında, güvenlik soruşturmasını bütün kamu görevlerine atanacaklar için genel bir şart haline getiren düzenlemeyi iptal etmiştir; iptalin gerekçesi, yeterli güvence olmaksızın ve hizmetin gerekleriyle bağ kurulmaksızın herkese yaygınlaştırılmasıdır. Mahkeme 2024 yılında 7315 sayılı Kanun’a yönelik iptal taleplerini reddederken de ölçütü açıkça ortaya koymuştur. Kamu hizmetine alınmada getirilen nitelik ve sınırlamalarla hizmetin gerekleri arasında gerçeklere uyan, nesnel ve zorunlu bir neden-sonuç ilişkisi kurulmalıdır. Görevin niteliğine hiç bakılmaksızın bütün akademik kadroları kapsayan bir düzenlemede bu ilişkiyi kurmak mümkün değildir.

Üniversiteler, bilimsel özgürlüğün esas olduğu anayasal kurumlardır. Akademik kadrolara girişte, objektif akademik yeterlilik ölçütlerinin yanı sıra içeriği büyük ölçüde idarenin değerlendirmesine dayanan güvenlik soruşturmasının genel bir şart haline getirilmesi, başta kamu görevine girişte görevin gerektirdiği nitelikler dışında ölçüt getirilemeyeceğini öngören Anayasa’nın 70’inci maddesi ile üniversitelerin bilimsel özerkliğini güvence altına alan 130’uncu maddesi olmak üzere; kişisel verilerin korunmasına ilişkin 20’nci, ölçülülük ilkesini düzenleyen 13’üncü ve hukuk devleti ile belirlilik ilkelerini güvence altına alan 2’nci maddesi yönünden ciddi anayasal sorunlar içermektedir. Her iki madde de teklif metninden çıkarılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

 

Facebook
Twitter
LinkedIn
Benzer İçerikler: