11. Yargı Paketi Hk. Basın Toplantısı

Yeneroğlu’ndan 11. Yargı Paketi Tepkisi:

“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI YARGI PAKETLERİ DEĞİL, YARGI BAĞIMSIZLIĞIDIR”

İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan 11. Yargı Paketi hakkında TBMM’de düzenlediği basın toplantısında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yeneroğlu, paketin bir reform belgesi olmaktan uzak olduğunu vurgulayarak, “Bu metin bir çözüm iradesinin değil, iktidarın mevcut adalet anlayışının fotoğrafı ve devamıdır.” dedi.

Yargı paketlerinin yıllardır büyük sloganlar eşliğinde sunulduğunu ancak yapısal sorunlardan bilinçli biçimde kaçınıldığını ifade eden Yeneroğlu, “Türkiye’nin ihtiyacı olan şey 11., 12. ya da 20. yargı paketi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; yargı bağımsızlığıdır, hukukun üstünlüğüdür, köklü bir zihniyet değişimidir. Cezaevlerini dolduran nedenleri, yoksulluğu, eğitimsizliği, hukuksuzluğu çözmeden atılan her adım, bizi başladığımız yere geri döndürecektir. Bu döngü kırılmadıkça ne ekonomimiz düzelir ne de toplumsal huzurumuz tesis edilebilir.” ifadelerini kullandı.

 

‘AYM’nin İptal Ettiği Düzenlemeler Aynı İçerikle Geri Getiriliyor’

Paketin en sorunlu yönlerinden birinin, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilen düzenlemelerin neredeyse aynen kanun metnine taşınması olduğunu belirten Yeneroğlu, özellikle İnternet Kanunu’na ilişkin maddelere dikkat çekti.

Teklifin 30, 31 ve 32. maddeleriyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) tanınmak istenen yetkilerin, Anayasa Mahkemesi’nin açıkça “yargı yetkisinin gaspı” olarak nitelediği uygulamaları yeniden canlandırdığını vurgulayan Yeneroğlu, “Yargısal yetki idari kurumlara devredilemez. Buna rağmen BTK, denetimsiz bir yargıç gibi içeriklere müdahale eden bir konuma taşınmak istenmektedir.“ dedi.

 

‘İfade ve Basın Özgürlüğü Daha da Baskı Altına Alınacak’

İnternet Kanunu’nun 9. maddesinde yer alan “ilk bakışta ihlal” gibi muğlak kavramların keyfiliği artıracağını belirten Yeneroğlu, bu düzenlemelerin ifade özgürlüğünü korumak yerine dijital sansür mekanizmasını güçlendirdiğini söyledi.

Sosyal ağ sağlayıcılarına hâkim kararlarını dört saat içinde uygulama zorunluluğu getirilmesini de eleştiren Yeneroğlu, “Henüz kesinleşmemiş kararlara uyulmaması halinde yüzde 90’a varan bant daraltma yaptırımları öngörülüyor. Bu yaptırım, yalnızca bir içeriği değil, tüm platformu fiilen işlevsiz hâle getirebilir. Bu, ifade ve basın özgürlüğü üzerinde ağır bir baskı anlamına gelmektedir” dedi.

 

‘İnfaz Düzenlemesi Reform Değil, Cezaevlerinde Yer Açma Operasyonudur’

Kamuoyunun büyük beklentiyle takip ettiği infaz düzenlemesine de değinen Yeneroğlu, teklifin bir reform değil, cezaevlerindeki aşırı doluluğu geçici olarak rahatlatmaya yönelik bir “yer açma” girişimi olduğunu söyledi.

Türkiye’de cezaevi nüfusunun 2010’dan bu yana yüzde 450 arttığını hatırlatan Yeneroğlu, “305 bin kapasiteli cezaevlerinde bugün 433 bin insan tutuluyor. Bu, 130 bin kişinin insan onuruna aykırı koşullarda yaşaması demektir. Sorulması gereken soru, neden bu kadar çok insanın cezaevine girdiğidir.” ifadelerini kullandı.

 

‘Suç Patlamasının Arkasında Beş Büyük Yapısal İflas Var’

Ceza adalet sistemindeki krizin münferit suç artışlarıyla açıklanamayacağını belirten Yeneroğlu, Türkiye’de yaşanan suç patlamasının arkasında beş temel sorun bulunduğunu ifade etti. Yeneroğlu, bu sorunları; derinleşen ekonomik kriz ve gelir adaletsizliği, eğitimde fırsat eşitliğinin yok olması, kontrolsüz kentleşme ve gettolaşma, cezaevlerinin ıslah yerine “suç akademisine” dönüşmesi ve uyuşturucu suçlarının lokomotif hâle gelmesi olarak sıraladı.

 

‘Yoksulluk, Eğitimsizlik ve Umutsuzluk Suçu Besliyor’

Yeneroğlu’na göre suç artışının ilk iki temel nedeni, derinleşen ekonomik kriz ile eğitimde fırsat eşitliğinin fiilen ortadan kalkmasıdır. Enflasyonun yalnızca hayat pahalılığı yaratmadığını, aynı zamanda gelecek umudunu da aşındırdığını belirten Yeneroğlu, çalışarak insanca bir hayat kurma inancının zayıfladığı toplumlarda suç oranlarının yükseldiğini vurguladı.

Cezaevlerindeki tablonun eğitim sisteminin bir yansıması olduğunu ifade eden Yeneroğlu, yüz binlerce gencin nitelikli eğitimden uzak kaldığını ve bunun suç örgütleri için geniş bir insan kaynağı alanı yarattığını söyledi.

 

‘Gettolaşma, Islah Sorunları ve Uyuşturucu Kısır Döngüyü Derinleştiriyor’

Kontrolsüz kentleşme ve gettolaşmanın, sosyal bağların çözüldüğü yoksul mahallelerde gençleri suç şebekeleri için kolay hedef hâline getirdiğini belirten Yeneroğlu, cezaevlerinin ise ıslah işlevini kaybederek suç üreten yapılara dönüştüğüne dikkat çekti. Tahliye edilenlerin önemli bir bölümünün kısa sürede yeniden suç işlemesinin bunun en somut göstergesi olduğunu ifade etti.

 

Uyuşturucunun artık yalnızca bir asayiş meselesi değil, açık bir toplumsal ve güvenlik sorunu hâline geldiğini vurgulayan Yeneroğlu, cezaevi nüfusunun yaklaşık yüzde 38’inin uyuşturucu bağlantılı suçlardan oluştuğunu hatırlattı.

 

‘Örtülü Af Anayasal Güvenceleri Yok Sayıyor’

Teklifte yer alan infaz değişikliklerinin hukuki niteliği itibarıyla örtülü af anlamına geldiğini ifade eden Yeneroğlu, Anayasa’nın 87. maddesinde özel affın nitelikli çoğunluğa bağlandığını hatırlattı. “Af gibi sonuçlar doğuran düzenlemeler, ‘infaz değişikliği’ etiketi altında Meclis’e getirilemez. Bu yaklaşım Anayasa’yı da Meclis’in iradesini de işlevsizleştirmektedir” dedi.

 

‘Eşitlik İlkesi Ağır Biçimde Zedeleniyor’

Yeneroğlu, düzenlemenin yarattığı en ağır sorunun ise eşitsizlik olduğunu vurguladı. Ağır adli suçlardan hüküm giymiş kişilerin tahliye imkânına kavuştuğunu, buna karşılık terör, cebir ve şiddetle uzaktan yakından alakası olmayan binlerce insanın kapsam dışında bırakıldığını belirterek, “Bu çifte standart, ceza adaletinin temelini oluşturan eşitlik ilkesini zedelemektedir” dedi.

Deprem davalarına da dikkat çeken Yeneroğlu, on binlerce insanın hayatını kaybettiği felaketin ardından tutuklu sanık sayısının son derece düşük olduğunu, mevcut düzenlemenin ise fiilî cezasızlığı daha da derinleştireceğini bu nedenle Genel Kurul’da gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtti.

 

‘Türkiye’nin İhtiyacı Paket Değil, Zihniyet Değişimidir’

Açıklamasının sonunda Yeneroğlu, Türkiye’nin gerçek ihtiyacının yeni yargı paketleri değil, yargı bağımsızlığına, hukukun üstünlüğüne ve insan onuruna dayalı köklü bir zihniyet değişimi olduğunu vurguladı: “Cezaevlerini dolduran nedenlerle yüzleşmeden atılan her adım bizi aynı döngüye geri götürür. Hukuk devleti tesis edilmeden ne ekonomi düzelir ne de toplumsal huzur sağlanabilir. Gerçeklerle yüzleşmeden adalet kurulamaz. Türkiye bir an evvel hukuk devletine dönmelidir.”

Facebook
Twitter
LinkedIn
Benzer İçerikler: