11. Yargı Paketi Hk. Basın Açıklaması

YENEROĞLU’NDAN 11. YARGI PAKETİNE TEPKİ:

 

“CEZAEVLERİNİ BOŞALTMAK REFORM DEĞİLDİR, ADALET KRİZİ SÜRDÜKÇE DOLDUR–BOŞALT DÖNGÜSÜ BİTMEZ”

 

İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, kamuoyunun büyük bir beklentiyle takip ettiği 11. Yargı Paketi’nin Meclis’e sunulması üzerine yaptığı değerlendirmede, paketin kronikleşmiş sorunlara pansuman tedbirden öteye geçemediğini, adaletsizlik ve çifte standart içerdiğini vurguladı.

Yeneroğlu, “Türkiye Yüzyılı Adaletin Yüzyılı” gibi iddialı sözlerle parlatılmaya çalışılan bu paket, ağır tahribat ile karşı karşıya olan yargının durumunu iyileştirmekten çok uzaktır. Temel sorunlarla samimiyetle yüzleşmeden çıkarılan yüzeysel yargı paketleri, gün geçtikçe büyüyen adaletsizliklere çözüm olamaz. İktidarın güdümünde olan bağımlı yargı sistemi, yürütmenin sistematik olarak ürettiği adaletsizliklerin sonuçlarına çare üretemez.” ifadelerini kullandı.

 

‘Ülke Nüfusu Yüzde 20 Artarken, Cezaevi Nüfusu Yüzde 450 Artmıştır’

Açıklamasında cezaevlerindeki vahim tabloya dikkat çeken Yeneroğlu, “Adalet Bakanlığı’nın resmi istatistiklerine göre 2024 yılında toplam 23 milyon 805 bin suç işlenmiş ve 14 milyon 030 bin suç şüphelisi var. Sistem devamlı suçlu üretince, cezaevi nüfusundaki korkunç artış elbette kaçınılmazdır. 2004’te 58 bin olan cezaevi nüfusu bugün 428 bin 267’ye ulaşmıştır. Bu, yüzde 638’i aşan bir artıştır. 2010’dan bu yana ülke nüfusu yüzde 20 artarken, cezaevi nüfusu yüzde 450 artmıştır.

Ülkemizde cezaevlerinin doluluk oranı %138. Bu durum, başlı başına insan onuruna aykırı, bu tablo daha fazla sürdürülemez. Cezaevlerini bir yandan boşaltıp bir yandan doldurarak kendimizi kandırıyoruz. Bu yöntemle ne suç azalır ne adalet sağlanır.” dedi.

 

‘Cezaevlerini Boşaltmanın Çare Olmadığı Geçmiş Yargı Paketlerinde Görüldü’

Geçmişte yapılan infaz düzenlemelerinin de sorunu çözmediğini hatırlatan Yeneroğlu, “2020’de cezaevi nüfusu 310 bin iken pandemi öncesi düzenlemeyle 90 bin kişi tahliye edildi. Ocak 2023’te cezaevi nüfusu tekrar 342 bine çıktı; Temmuz 2023’teki infaz düzenlemesiyle 80 bin kişi daha tahliye edildi. Ancak bugün cezaevlerinde 420 bini aşkın tutuklu ve hükümlü bulunuyor.

Türkiye, 100 bin kişiye düşen 488 tutuklu/hükümlü sayısı ile Avrupa ortalamasının neredeyse dört katına, nüfusumuzun yaklaşık aynı olduğu Almanya’daki cezaevi nüfusunun ise sekiz katıdır.

Bu tablo, toplumun büyük bir güvensizlik ve hukuksuzluk sarmalının içine hapsedildiğini göstermektedir. Israrla bu trajik tablonun sürdürülmeye çalışılması, Türkiye’yi her alanda hızla aşağı çekmekte ve hepimizin günlük hayatında karşılaştığı sorunları daha da derinleştirmektedir.” dedi.

 

‘İnfaz Düzenlemesi Örtülü Bir Aftır, Anayasa’nın 87. Maddesi Yok Sayılamaz’

Paketin en kritik maddesinin infaz düzenlemesi olduğuna dikkat çeken Yeneroğlu, “İnfaz yasasının Geçici 10. maddesi kapsamındaki Covid iznine ilişkin düzenleme, örtülü bir af niteliğindedir. Cezanın hafifletilmesi veya ortadan kaldırılması af demektir. Dolayısıyla Anayasa’nın 87. maddesi gereği özel af için TBMM’nin 5’te 3 çoğunlukla karar vermesi gerekir.

Bu düzenlemeler, suçluların cezaevlerinden tahliye edilmesinin toplumsal ve siyasi sonuçları nedeniyle nitelikli çoğunluğa bağlanmıştır. Şimdi bu yüksek çoğunluk gerekliliğinden kaçmak için özel af niteliği taşıyan bir düzenleme ‘infaz değişikliği’ etiketiyle sunulmakta, Anayasa açıkça yok sayılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

 

‘Adam Öldüren, Cinsel Suç İşleyen, Uyuşturucu Ticareti Yapanlar Serbest Bırakılamaz’

Düzenlemenin içeriği itibarıyla adaletsizlikte çifte standart oluşturduğunu belirten Yeneroğlu, “Kasten adam öldürme, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti dahil tüm ağır adli suçlar teklifin kapsamına girmektedir. Teklif ile suçu fark etmeksizin ilk etapta 55 bin, birkaç ay içinde ise 115 bin kişinin tahliyesi öngörülüyor. Tahliye olacaklar arasında ağır adli suçlardan hükümlü kişilerin bulunması, kamu güvenliği bakımından ciddi bir sıkıntı oluşturacağı tartışmasızdır.

Öte yanken, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlar teklif kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu durum, terörle ve şiddetle herhangi bir alakaları olmamalarına rağmen haksız yere terör örgütü üyeliğinden yargılanmış olarak cezaevinde bulunan on binlerce insanı, ikinci kez cezalandırılmış oluyor. Hem yargılanırken adil yargılanma hakkından mahrum bırakıldılar hem de infazda eşitsiz muameleye tabi tutuluyorlar.” dedi.

 

‘Yargı İktidarın Güdümünde Olduğu Sürece Hiçbir Sorun Çözülmez’

Yeneroğlu, Türkiye’de suç artışının doğrudan hukuk devletinin çöküşüyle ilişkili olduğunu belirterek temel sorun alanlarını şöyle sıraladı:

 

  • AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması,
  • Adil yargılama güvencelerinin sistematik ihlali,
  • Yargının siyasi talimatlarla şekillenmesi,
  • Keyfilik ve çifte standartlar.

 

Yeneroğlu son olarak şunları kaydetti: “Temel sorunlar görmezden gelindikçe adaletsizlik büyüyecek ve toplumda kapanması zor yaralar açılacaktır.

Adaletsizliğe bir doğal afet gibi yaklaşmak gerektiğini kavramayanlar, ‘yargı paketi’ ve ‘infaz düzenlemesi’ gibi etiketlerle sadece kamuoyunu idare ediyor. Türkiye’nin ihtiyacı gerçek bir hukuk devleti, bağımsız bir yargı ve eşitlikçi bir adalet sistemidir.”

Facebook
Twitter
LinkedIn
Benzer İçerikler: