YENEROĞLU YENİ YASAMA YILININ AÇILIŞINDA MECLİS’İN KARNESİNİ DEĞERLENDİRDİ:
“HUKUK DEVLETİNE DÖNMEDEN MECLİS İŞLEVSİZ KALMAYA MAHKUMDUR”
İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. Dönem 5. Yasama Yılına başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, 4. Yasama Yılının karnesini çıkardı. Her geçen yıl Meclis’in kanun yapma ve yürütmeyi denetleme işlevlerinin daha da zayıfladığını belirten Yeneroğlu, şunları söyledi:
“Kuvvetler ayrılığının fiilen ortadan kalktığı bir düzende Meclis’in yürütmenin onay makamı olmanın ötesinde fazla bir işlevi kalmıyor. Meclis güçsüzleştikçe yalnızca milletvekilleri değil, derdini bu çatı altına taşıyamayan milyonlarca vatandaşımız da sahipsiz kalıyor. Yeni yasama yılına pembe tablolarla değil, bu tablonun muhasebesini yaparak başlamak zorundayız.”
‘Kabul Edilen 19 Kanunun 16’sı Torba Kanun’
“Geçen yasama yılında 36 kanun kabul edildi. Bunların 15’i uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin, 2’si ise bütçe ve kesin hesap kanunu. Geriye kalan 19 kanunun 16’sı torba kanun. Üstelik bu 19 kanunun 8’i, 1 Temmuz’dan sonraki altı haftada, cumartesi ve pazar günleri dâhil sürdürülen yoğun mesaiyle çıkarıldı. Oysa 1 Temmuz’a kadar Genel Kurul, pek çok gün toplantı yeter sayısı bulunamadığı için çalışamadı.
Tek bir ihtisas komisyonunda etraflıca değerlendirilmeyen, sivil toplumun ve uzmanların görüşlerine yeterince başvurulmayan bu düzenlemeler, hukuki güvenliği ve kanunların öngörülebilirliğini zedeliyor.
Geçtiğimiz yıl çıkarılan kanunların ortalama kabul süresi yalnızca 21 gün. Fransa’da bu süre 305 gün, Birleşik Krallık’ta ise 294 gün. Aradaki fark, yasama sürecimizin ne kadar aceleci ve yüzeysel yürütüldüğünü gösteriyor. 13 ayrı kanunda değişiklik yapan 12. Yargı Paketi, Meclis’e sunulduktan yalnızca 2 gün sonra Adalet Komisyonu’ndan geçirildi. Emniyet teşkilatından basın ilanlarına, vergiden orman arazilerine kadar birbiriyle organik bağı bulunmayan alanlarda 14 kanunu değiştiren bir başka torba teklif ise İçişleri Komisyonu yerine Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü.”
‘Anayasa’ya Aykırı Düzenlemeler Yeni Tekliflerle Yeniden Çıkarılıyor’
“İyi kanun; ihtisas komisyonlarında tartışılan, farklı görüşlerin dinlendiği, Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uygunluğu gözetilen kanundur. Son yıllarda ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği düzenlemelerin, benzer sorunları taşıyan yeni metinlerle yeniden Meclis’in önüne getirildiği bir yasama pratiğiyle karşı karşıyayız.
Anayasa Mahkemesi geçen yasama yılında da çeşitli kanun hükümlerini iptal etti. Kanun koyucunun bundan çıkarması gereken sonuç, aynı sorunları başka metinlerle yeniden üretmek değil; Anayasa’ya uygun, öngörülebilir ve nitelikli bir yasama anlayışını hâkim kılmaktır.”
‘Meclis’in Denetim Gücü Kâğıt Üzerinde Kaldı’
Meclis’in yürütmeyi denetleme işlevinin de ciddi biçimde zayıfladığını ifade eden Yeneroğlu, 28. Dönem 4. Yasama Yılında yazılı soru önergelerine ilişkin verilerin bu durumu açıkça ortaya koyduğunu söyledi:
“Geçen yasama yılında TBMM Başkanlığı’na 14 bin 714 yazılı soru önergesi sunuldu. Bunlardan yalnızca 1.241’i Anayasa’da öngörülen 15 günlük süre içinde cevaplandı; 5 bin 955’i süresi geçtikten sonra cevaplanırken, 5 bin 246’sı süresi geçtiği hâlde cevapsız kaldı. Adalet Bakanı ise kendisine yöneltilen 1.241 soru önergesinin hiçbirine cevap vermedi. Milletvekillerinin yürütmeye soru sorma hakkı bu ölçüde karşılıksız bırakılıyorsa, parlamenter denetimin ne ölçüde etkisizleştirildiğini ayrıca anlatmaya gerek yoktur.
Yolsuzluk iddialarından kamu kaynaklarının fonlar üzerinden harcanmasına kadar kamuoyunu yakından ilgilendiren büyük meselelerde de Meclis etkili bir denetim ortaya koyamıyor. Araştırma komisyonları ise çoğu zaman sonuç üretmekten uzak kalıyor. Çocukları şiddetten korumak amacıyla Ekim 2024’te kurulan araştırma komisyonunun Mart 2025’te tamamlanan raporu, ancak Nisan 2026’da Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarının ardından kamuoyuyla paylaşıldı; ardından aynı konuda yeni bir komisyon kuruldu. Acılar yaşandıktan sonra harekete geçen, raporları aylarca rafta bekleyen komisyonlarla etkili bir Meclis denetiminden söz edilemez.”
‘Acilen Anayasal Devlete Dönülmelidir’
Açıklamasını ülkenin içinde bulunduğu tabloya ilişkin değerlendirmesiyle tamamlayan Yeneroğlu, partisi ne olursa olsun bütün milletvekillerini anayasal devlete dönüş için sorumluluk almaya davet etti:
“Türkiye ekonomik, toplumsal ve ahlaki açıdan ağır bir krizin içinden geçiyor. Bir yanda açlık sınırının altında kalan ücretlerle ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar ve geçim derdiyle hayatına son veren vatandaşlarımızın yürek yakan haberleri var. Diğer yanda fonlar, hisse senetleri ve kaynağı izaha muhtaç servetlerle örülmüş, birbirinin içine geçmiş ilişkiler var. Bunlar birbirinden bağımsız meseleler değil. Hukukun gücü sınırlamadığı, hesap verme mekanizmalarının işlemediği ve liyakatin değerini yitirdiği bir düzende ekonomik adaletsizliğin, yolsuzluğun ve toplumsal çürümenin derinleşmesi kaçınılmazdır.
Türkiye’nin bugün acil olarak yeni bir anayasa metnine değil, mevcut Anayasa’ya uyan bir yönetime ihtiyacı var. Meclis’in yeniden millet adına kanun yapan, yürütmeyi denetleyen ve gerektiğinde ondan hesap sorabilen bir kurum hâline gelmesinin yolu da buradan geçiyor. Bu düşüncelerle yeni yasama yılının, Meclis’in hukuka ve millete döndüğü bir yıl olmasını diliyorum.”




