“Yurt dışındaki çocuklarımıza Türkçe öğretimine ilişkin eğitim programlarının artırılması önemli bir adımdır.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, YTB ile Türkiye’deki beş üniversite arasında imzalanan “Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı” işbirliği protokolünü,  “Bu çalışma yurt dışındaki çocuklarımıza ana dillerinde okuma, yazma ve konuşma gibi temel dil becerileri kazandırma da aktör olacak eğitimcilerin yetiştirilmesinde kilit bir rol oynayacaktır.” sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:

“Yurt dışındaki vatandaşlarımızın gelecekte Türkiye ile güçlü bir ilişki içinde olması şüphesiz yeni nesiller sayesinde olacaktır. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin Türkçe’ye hâkim olmaları, ana vatan ile olan bağlarının anahtarıdır. Bu alanda ülkemizden verilen her türlü destek, gelecek kuşaklara yapılan önemli bir yatırımdır.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız çocuk ve gençlerimizin desteklemesi için meyvesini uzun vadede verecek kayda değer bir adım atmıştır. Akdeniz Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi ve İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi ile Türkçe ve Türk kültürünü öğretecek eğiticilerin yetiştirilmesi için açılması planlanan “Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı”na dair işbirliği protokollerini imzalamıştır.

Bu çalışma yurt dışındaki çocuklarımıza ana dillerinde okuma, yazma ve konuşma gibi temel dil becerileri kazandırma da aktör olacak eğitimcilerin yetiştirilmesinde kilit bir rol oynayacaktır. Bu sayede yurt dışındaki insanlarımızın temel gereksinimlerinden biri daha karşılanmış olacaktır. 2018-2019 akademik yılında hayata geçirilecek olan programa, 3 Eylül 2018 tarihine kadar başvuru yapılabilecektir. Başta YTB Başkanımız olmak üzere, YÖK Başkanlığımız, üniversitelerimizin rektör ve temsilcileri ile bu anlamlı projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

 

Başvuru koşulları ve detaylı bilgi için tıklayın. 

 

“Dövizle askerlikte 38 yaş sınırı kaldırılacak!”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ”Dövizle askerlik konusunda yeni bir düzenleme Meclise sunulmuştur. Bu düzenleme 38 yaş sınırının kaldırılmasını, bedelin 2000 Avro olmasını ve uzaktan eğitimi kapsamaktadır. Böylelikle 24 Haziran seçimlerinde verdiğimiz sözlerden birini daha uygulamaya geçiriyoruz.” dedi. Yeneroğlu ayrıca şunları kaydetti:

“Yurt dışında yaşayıp askerlik yükümlüsü olan 38 yaş üzeri vatandaşlarımız yürürlükteki mevzuata göre bilfiil askerlik hizmetini yerine getirmek durumundalar. Bu kapsamda oturum hakkı veya iş hayatında oluşacak ciddi mağduriyetler nedeniyle ilgili vatandaşlarımız Türkiye’ye gelememektedir. Uzun zamandır çalıştığımız bu konuyla ilgili Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek programında sorunun çözüme kavuşturulacağı sözünü vererek, bu hususta düzenleme bekleyen vatandaşlarımızla önemli bir müjdeyi paylaşmıştı.

Gerek bu sorun, gerekse meselenin diğer boyutları dikkate alınarak yürürlükte olan dövizle askerlik uygulaması yeniden ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda geliştirilen kanun teklifi Meclis’e sevk edilmiştir. Yeni düzenleme dövizle askerlik hizmetinde 38 yaş sınırının kaldırılmasını, ödenecek bedelin 2000 Avro olmasını ve yurt dışındaki askerlik yükümlülerin belirlenecek olan kapsam çerçevesinde uzaktan eğitim almalarını içermektedir. Oturma veya çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra ederek toplam en az üç yıl süreyle fiilen yabancı ülkelerde bulunan askerlik yükümlüleri bu haktan yararlanabilecektir.

Böylelikle AK Parti olarak yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın temel konularından biri olan dövizle askerlik meselesinde 38 yaş sınırının kaldırılmasına dair sözümüzü yerine getirmiş olacağız. Ana vatana yönelik bilginin artması bağlamında değerlendirdiğimizde uzaktan eğitim şartı da vatandaşlarımızın faydasına olacak bir husustur. Yeni düzenleme, kanun teklifimizin Meclis’te yasalaşmasının ardından uygulamaya geçecektir.”

“NSU davası ne cinayetlerin aydınlatılmasını sağlamış, ne de adalet getirmiştir. Bu nedenle bu dava bitmemiştir!“

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, NSU cinayetleriyle ilgili mahkeme kararını, “Mahkemenin almış olduğu mahkumiyet kararıyla verilen ceza bir karar müsveddesi olarak tarihe geçecektir. Beş yıllık dava sürecinde, cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayan cevaplardan çok soru işaretleri ortaya çıkmıştır. Olayların gerçekte aydınlatılmasının imkânsız hâle getirilmesiyle güvenlik birimleri ırkçı terör örgütü NSU mağdurlarını adaletten mahrum bırakmıştır. Hilelere başvurmuşlar, dosyaları imha etmişler ve delilleri sistematik bir şekilde yok etmişlerdir.“ sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti: 

“Bir mahkeme sanığın işlediği suçu sadece bireysel olarak yargılayabilir. Bu durum, terör örgütü NSU‘ya yardımda bulunma şüphesi olan kişileri bile sürece dahil etmeyen NSU davası için de geçerlidir. Dava süreci, cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayan cevaplardan çok soru işaretlerini ortaya çıkarmıştır. Olaylar kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır. Baş sanık Beate Zschäpe bu noktada hiç bir katkıda bulunmamıştır. Sadece daha önce bilinen ve şu an hayatta olmadığı için cezalandırılma imkânı olmayan bir fail ile ilgili ifadelerde bulunmuştur. NSU terör örgütünün kurbanı olan kişilerin aileleri niçin ve nasıl hedef seçildiklerini hâlâ bilmiyorlar. Eylemlerde yüksek ihtimalle başka kişilerin yardımda bulunduğu iddiasının üzerine ise ciddi bir şekilde gidilmemiştir. Aynı şekilde Zschäpe’nin eylemlerden ne kadar haberdar olduğunu ve somut olarak hangi rolü oynadığını mahkeme sürecinde öğrenemedik. NSU terör örgütünün çevresinde aktif olan yaklaşık 20 ajanla birlikte 500 kişilik ağın rolü de aydınlatılmamıştır.

Federal Savcılık NSU cinayetlerinin etraflıca aydınlatılmasına yönelik gerekli ilgiyi göstermemiş, aksine faillerin ve faillere yardımda bulunan çevrenin mümkün mertebe küçük tutulmasına odaklanmıştır. İstihbarat birimiyle polisin başarısızlığı ve bazı kamu görevlilerinin olaylarla ilintili olma ihtimali de gelecekte bir muamma olarak kalacaktır. NSU terör ağının ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilecek ne varsa, kaynakların korunması gerekçesiyle kilide vurulmuştur. Özellikle iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatları beş yılı aşkın süredir devam eden mahkeme sürecinde açık yüreklilikle her durumu masaya yatırma hususunda isteksiz kalmıştır. Bunun yerine ilgili dosyaları imha etmişler, delilleri de sistematik olarak karartmışlardır.

Federal Şansölye Merkel hiç şüphesiz, cinayetlerin kusursuz bir şekilde aydınlatılacağı sözünün yerine getirilmesini istiyordu. Ancak kurumların çarpık yaklaşımına nüfuz etme imkânı bulamadı.  Polis veya istihbarat birimine karşı delil karartma gerekçesiyle tek bir ceza davasının bile açılmamış olması bunun göstergesidir. Bu durum kurumlarda benzer suçların tekrarına engel olabilecek caydırıcılıktan uzak olduğumuzu da gösteriyor.

NSU cinayetleri aynı zamanda siyasal ve toplumsal olarak da gerekli derslerin alınmadığı, yeterince üzerinde durulmayan ve muhasebesi yapılmayan bir meseledir. Federal ve eyaletler düzeyindeki 13 meclis araştırma komisyonunun yapısal önerileri hâlâ dikkate alınmamaktadır. Almanya’da birçok masum insanın hayatına mal olan kamudaki kurumsal ırkçılığın üzerine ciddi bir şekilde gidilmemiştir. Bu nedenle mahkemenin verdiği kararla son nokta konulamaz. Cinayetleri aydınlatma süreci tamamlanmamıştır. Terör örgütü NSU ve arka planda bağlantılı olduğu çevre ile ilgili şu ana kadar yürütülen süreç, Almanya’nın kendi tarihine karşı yaptığı onursuz bir muamele ve Nazi kurbanlarının ailelerine vurduğu bir tokattır.”

Yeneroğlu: “Yurt dışındaki rekor katılım Cumhur İttifakına % 60 destek, AK Parti’ye 5, MHP’ye ise 1 milletvekili kazandırmıştır.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili seçim sonuçlarını, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önümüzdeki dönemde kazanan taraf tüm Türkiye olacaktır. Bu seçimlerde yurt dışından katılımın yeni bir rekor düzeyinde olması ve yurt dışı oyların Sayın Cumhurbaşkanımıza % 60 destek ve Cumhur İttifakına artı 6 milletvekili kazandırması takdire şayan bir gelişmedir. Yurt dışı seçmenin yarısının yaşadığı Almanya’daki Türkler % 64.8 ile Recep Tayyip Erdoğan demiştir.” sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu açıklamasında şunları ifade etti:

“Ülkemiz 24 Haziran demokrasi sınavını başarılı bir şekilde geride bırakmıştır. Milletimiz bu sınavda ‘Vakit Türkiye Vakti’ diyerek tercihini istikrar ve kalkınmadan yana kullanmış, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesine destek vermiştir. Meclis seçimlerinde ortaya koyduğu iradeyle de partimize bir uyarı mesajı vermiştir. Gerek Cumhurbaşkanımızın devam edecek liderliği, gerekse yeni meclis aritmetiği ile önümüzdeki dönemde kazanan taraf tüm Türkiye olacaktır. Yine 16 Nisan’da milletimizin onayından geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yürürlüğe girmesi ve AK Parti iktidarlarıyla başlayan güçlü Türkiye’yi inşa etme süreci ivme kazanacaktır.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bu seçimlerde dünya çapında bir örneklik göstermişledir. Resmi olmayan sonuçlara göre dış temsilciliklerimizde 1 milyon 357 bin 676, gümrük kapılarında ise 167 bin 990 olmak üzere toplamda 1 milyon 525 bin 666 yurt dışı seçmen oyunu kullanmıştır. % 50’lik bir orana tekabül eden bu katılım dünya diasporaları arasında yeni bir siyasal katılım rekoru anlamına gelmektedir. Yurt dışından seçimlere katılımda 1 Kasım 2015 seçimlerine kıyasla % 5 ve 16 Nisan halk oylamasına göre de % 2 oranında bir artış yaşanmıştır. Resmi olmayan sonuçlara göre oyunu kullanan yurt dışı seçmenlerimizden 900 bine yakını  (% 59.4) Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 776 bini ise  (% 51.76) AK Partimiz lehinde tercihte bulunmuştur. Böylece 16 Nisan halkoylamasındaki EVET oylarının üzerine 60 bin artış sağlanmıştır. Yurt dışında en çok Türk seçmenin bulunduğu ülke olan Almanya’da 1 milyon 443 bin 585 seçmenin neredeyse yarısı seçimlere katılım sağlamış, 421 bin 845 kişi (% 64.8) Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, 362 bin 543 (% 55.7) kişi ise partimize oy vermiştir. Aynı şekilde Belçika (Recep Tayyip Erdoğan % 74,9 – AK Parti % 64.3), Hollanda (Recep Tayyip Erdoğan % 73 – AK Parti % 63), Avusturya (Recep Tayyip Erdoğan % 72,3 – AK Parti % 62.5) ve Fransa’daki seçmenler (Recep Tayyip Erdoğan % 63.7 – AK Parti % 55) tüm baskı ve sindirme politikalarına karşı Cumhur ittifakına rakor düzeyde destek vermiştir. Cumhur İttifakına bu destek artı 6 milletvekili kazandırmıştır. Yurt dışı oylarla birlikte Aydın, Elazığ, Kars, Hakkari ve Hatay’da AK Partimizin, Mersin’de de MHP’nin milletvekili sayısı artmıştır.

Yurt dışındaki seçimler hem siyasi partiler hem de seçmenler açısından büyük fedakârlıklarla geçmiştir. Bu denli yüksek bir katılımın olması takdire şayan bir gelişmedir. Bu sonuçta en büyük katkı ise AK Parti sevdalılarınındır. 60 ülke ve 123 seçim bölgesinde bölge, şube ve temsilcilikte gecesini gündüzüne katan binlerce isimsiz kahramanın özverili emeğinin payı büyüktür. Yurt dışındaki insanlarımız ‘Türkiye bize, biz Türkiye’ye emanetiz’ diyerek bu emanete sahip çıkmışlar, Cumhurbaşkanımızın ve partimizin yanında olmuşlardır. Çalışmalarımızda emeği geçen tüm dava kardeşlerime ve seçimini Cumhurbaşkanımızla partimiz lehinde kullanan dünyanın dört bir tarafındaki tüm seçmenlerimize teşekkür ediyorum.”

“Mükerrer oy kullanıldığı iddiaları asılsızdır.”

Bir seçmenin hem Belçika’da hem de İzmir’de oy kullandığı iddialarıyla ilgili açıklama yapan AK Parti İstanbul Milletvekili ve Yurt Dışı Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Mustafa Yeneroğlu “SEÇSİS’e göre bir sandıkta oyunu kullanan kişinin bilgileri anında kayıtlara düşmekte ve böylece bırakın başka bir ülkede saniyeler sonra yan taraftaki sandıkta dahi oy kullanması mümkün olmamaktadır. Zaten böyle bir suistimale asla müsaade edilmez.” dedi. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti:  

“Bir seçmenin dün sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafın ardından maalesef Belçika’da ve İzmir’de mükerrer oy kullanıldığına dair gerçeği yansıtmayan haberler yer almıştır.

Belçika’daki bir vatandaşımız, 15 Haziran tarihinde Brüksel Konsolosluk Bölgesi seçim mahalline oy kullanmaya giden bir grup arkadaşına eşlik etmiştir. Bu vatandaşımız oyunu kullanan bir arkadaşı zarfını sandığa atmadan önce bir hatıra fotoğrafı istediğini belirterek sandık başkanının gözetimi altında fotoğraf çektirmiş, oy kullanmamıştır. Aynı vatandaşımız oyunu birkaç gün sonra Türkiye’ye geldiğinde İzmir Adnan Menderes Havaalimanı’nda kullanmıştır. Vatandaşımızın sosyal medya hesabında kendince şaka yapmak maksadıyla fotoğrafını paylaşması üzerine medyada asılsız iddialar ortaya çıkmıştır.

Söz konusu hususun ardından Brüksel Başkonsolosluk yetkililerimiz ve sandık görevlileri ile görüşerek detaylı bilgi aldık. Seçim Bilişim Sistemine göre  (SEÇSİS) şüpheye yer vermeyecek şekilde seçmenin Belçika’da değil sadece İzmir’de oy kullandığı açıkça görülmektedir.

Şunu belirtmek gerekir ki; oy kullanan seçmenlerin kayıtları hem bilgisayar sisteminden, hem sandık görevlilerinin elindeki listelerden, hem de sandıklar kapandıktan sonra gün sonunda zarflar sayılarak kontrol edilmektedir. Bu 3’lü kontrol mekanizmasına göre tüm sayılar birbirini tutmaktadır. Yani bilgisayar kayıtları, listeler ve sandıktan çıkan rakamlar birbirine eşittir. Şayet bu kişi Brüksel’de de oy kullanmış olsaydı ilgili sandıkta 1 oyun fazladan çıkması ve bunun üzerine sandık görevlilerinin tutanak tutması gerekmekteydi. Böyle bir durum kesinlikle söz konusu değildir.  Zaten SEÇSİS’e göre bir sandıkta oyunu kullanan kişinin bilgileri anında kayıtlara düşmekte ve böylece bırakın başka bir ülkede saniyeler sonra yan taraftaki sandıkta dahi oy kullanması mümkün olmamaktadır.

Öte yandan olayın ardından medyada gözaltına alınan kişinin yalnızca mükerrer oy kullandığı iddiasıyla tutuklandığı aksettirilmiştir. Şahıs hakkında tahkikat devam etmektedir. Kesinlikle mükerrer oy kullanılmadığı gibi kamuoyunu yanıltıcı ve yanlış anlaşılmalara müsait açıklamalarda bulunmak da doğru değildir. İlgili kurumlar en kısa sürede konuyla ilgili gerekli açıklamaları mutlaka yapacak ve konuyu açığa kavuşturacaktır.

Yurt dışında oy kullanma işlemlerinin başladığı 7 Haziran tarihinden işlemlerin sona erdiği güne dek çalışmalar tüm güvenlik önlemleri alınarak büyük bir hassasiyet ve titizlikle yürütülmüştür. Fotoğraf çektirmek mükerrer oy karinesi değildir. Aslolan SEÇSİS verileridir. Böyle bir suistimale asla fırsat verilmez.”

“Mültecilerle dayanışmanın artması, toplumsal barışı destekleyecektir.”

20 Haziran Mülteciler Günü dolayısıyla açıklama yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu “Her birey güvenli ve onurlu bir hayat sürmeyi hak eder. Bu hak mülteciler için de geçerlidir. Bu doğrultuda popülist hareketlerin değil de, mültecilerle dayanışma bilincinin daha da artmasını ümit ediyorum.” dedi. Yeneroğlu açıklamasında şunları ifade etti:

“20 Haziran tarihi; dünyadaki mültecilerin sorunlarını kamuoyuyla paylaşmak ve bu konuda bir bilinç oluşturmak için 2001 yılında Dünya Mülteciler Günü ilan edildi. Bu anlamlı gün, savaş veya çatışma gibi nedenlerle evlerini terk etmek zorunda kalan milyonlarca insanla dayanışma sergilemek için bir fırsattır. Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerini dikkate aldığımızda bu gün daha da anlam kazanmaktadır. Zira dünya genelinde evini terk etmek zorunda kalan 68,5 milyon civarındaki insanın 25 milyondan fazlası şu an mülteci konumundadır. 10 milyondan fazlası ise vatansız olarak yaşamına devam etmektedir.

Günümüzde Orta Doğu’da ve Afrika ülkelerinde yaşanan krizler, özellikle Suriye iç savaşıyla birlikte başlayan göçler ne yazık ki mülteci sorunlarının ciddiyetini daha çok hissettirdi.  Böylelikle mülteci meselesi 21. yüzyılda dünya siyasetinin en önemli gündem maddesi hâline geldi. Bu gelişmelerden en fazla etkilenen ülkeler arasında hiç şüphesiz Türkiye gelmektedir. Ülkemiz, bugün 3,6 milyon civarında Suriyeliye ev sahipliği yaparak büyük bir misafirperverlik örneği sergilemektedir.

Bu durum eğitim, iş hayatı, medya veya belediye hizmetleri gibi alanlarda yeni fırsat ve sorunları beraberinde getirmektedir. Kamu, özel sektör, sivil toplum ve medya kuruluşlarından bu noktada beklenen, kalıcı ve sürdürülebilir çalışmalar ortaya koymalarıdır. Bütüncül bir toplumsal entegrasyon için bu kaçınılmazdır. Mültecilerin toplumsal katılımı, dil öğrenimi, eğitim hayatında yer almaları, iş piyasasına entegrasyonları gibi meseleler ancak çok boyutlu ve çok aktörlü bir süreçte kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilir. Bu noktada AK Parti iktidarı olarak AFAD, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi ilgili tüm kurumlarımızla mültecilere yönelik yaptığımız hizmetler, uluslararası düzeyde örnek gösterilecek niteliktedir.

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle vatanlarını terk etmek zorunda bırakılan insanlarla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha belirtiyor, ulusal ve uluslararası düzeyde bu dayanışmanın daha da artmasını ümit ediyorum.”

 

 

“1,4 milyon katılıma dayandık. Yurt dışında oy kullanmamış vatandaşımız kalmamalı.”

AK Parti İstanbul Milletvekili ve Yurt Dışı Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Mustafa Yeneroğlu yurt dışındaki seçimlerin son gününde katılıma ilişkin, “24 Haziran seçimleri yurt dışındaki vatandaşlarımızın sandığa ilgisini gösteren yeni bir rekorun habercisidir. Henüz oyunu kullanmamış vatandaşlarımızı da hassasiyet göstererek sandığa gitmeye davet ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Yeneroğlu şunları kaydetti:

“Yurt dışındaki vatandaşlarımız 16 Nisan halk oylamasında yüzde 48’lik katılım oranıyla dünya diasporaları arasında yüzde 31 ile en fazla oy kullanan İtalyan diasporasını geçerek örnek bir katılım göstermişlerdi. 24 Haziran seçimleri yurt dışı seçmenlerin sandığa artan ilgisini gösteren yeni bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçecektir. Zira dün itibarıyla 1 milyon 380 bin yurt dışı seçmen oyunu kullanmıştır. Birçok ülkede oy kullanımı tamamlanmış olmakla birlikte seçmenlerimizin çoğunluğunun yaşadığı Almanya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsviçre, Kanada, KKTC ve Norveç’te oy kullanımı devam etmektedir. Bugün bu ülkelerde son gün olması nedeniyle de ciddi bir katılım beklenmektedir.

Öte yandan Almanya’da Hessen, Rheinland-Pfalz ve Saarland eyaletlerinde okul tatillerinin başlamasıyla önemli bir kitle Türkiye’ye akın edecektir. İznini ana vatanda geçirecek çalışan veya uzun süre Türkiye’de kalacak emekli vatandaşlarımız 24 Haziran’a kadar kara, hava ve deniz gümrük kapılarında oylarını kullanabileceklerdir. Böylelikle yurt dışından katılım inşallah 1,5 milyonu aşacaktır.
Her seçim döneminde sandıklara giderek artan ilgi, vatandaşlarımızın yaşadıkları yerlerde sandıkların kurulmasının ne kadar doğru bir adım olduğunu göstermektedir. Seçimlere katılım, ana vatana yönelik hassasiyetin bir tezahürüdür. ‘Biz Türkiye’ye emanetiz, Türkiye bize emanet!’ mesajıdır. Bu mesajın daha güçlü bir şekilde verilmesi için oyunu henüz kullanmamış tüm vatandaşlarımızı bugün son fırsatı değerlendirmeye davet ediyorum.”

Yeneroğlu: Ticari araçların Türkiye’de kalma süresi doksan güne çıkartılmıştır.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ticari araçların Türkiye’de kalış süresinin 30 günle sınırlandırılmasına yönelik gelen eleştirilerle ilgili, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız yurtdışındaki vatandaşlarımızın taleplerine cevap vererek ticari araçların Türkiye’de kalış süresinin doksan güne çıkartmıştır.” dedi. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız farklı kurumsal değerlendirmeler doğrultusunda ticari kullanıma mahsus kara taşıtları ile bazı tüzel kişiliklere ait otomobil, minibüs, arazi taşıtı, kamyonet ve motosikletlerin Türkiye’de kalma iznini otuz günle sınırlandırmıştı. Düzenlemeyle ilgili tepkilerini dile getiren yurtdışında yerleşik vatandaşlarımız, yaz dönemlerinde ticari araçlarıyla anavatanlarına geldiklerini belirterek düzenlemenin değiştirilmesini talep ettiler. İlettiğimiz bu tepkileri yerinde bulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız söz konusu araçların Türkiye’de kalış süresini 90 güne çıkartmıştır. Yapılan değişiklikle yaklaşan izin döneminde yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmiştir.”

“Avusturya’da camilerin kapatılması demokratik toplum düzeninin temel değerlerine aykırıdır!”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Avusturya Hükûmetinin aldığı 7 caminin kapatılması ve bazı imamların sınır dışı edilmesi kararına “Avusturya’da camilerin kapatılmak istenmesi demokratik toplum düzeninin temel ilkelerine aykırıdır. Din, ifade ve toplanma özgürlüğünü hiçe saymaktadır. Hükûmet yetkililerinin “Daha yolun başındayız“ demesi ülkedeki Müslümanların ve azınlıkların gelecekte daha çok baskıcı ve antidemokratik kararlarla karşı karşıya kalacaklarını göstermektedir.” sözleriyle tepki gösterdi. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Avrupa’da artık neredeyse her gün Müslümanlarla ilgili hayrete düşüren gelişmelerle karşılaşıyoruz. Irkçı populizmle gündemden düşmeyen Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, bugün ülkedeki 7 camiyi kapatacaklarını ve 260 imamdan 60’ını aileleriyle birlikte sınır dışı edeceklerini söyleyerek özgürlüklerden ne anladığını bir kez daha gösterdi.

Avusturya hükûmetinin bu tutumu evrensel hukuk normlarına ve birlikte yaşama kültürüne aykırıdır. Din, fikir ve toplanma özgürlüğünü hiçe saymaktır. Avusturya’da 260 bini Türk olmak üzere 600 bin civarında Müslüman yaşamaktadır. Bu kitlenin o ülkeye değer kattığı ve çoğulcu toplumun bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Avusturya’da sözde “siyasal İslam” ile mücadele adı altında camilerin kapatılmak istenmesi ülkede İslam düşmanlığının hızla yükseldiğini ortaya koymaktadır. Sudan sebeplerle temel hakları çiğneyen bu yasakçı uygulama, ülkedeki ırkçı popülizmin bir sonucudur. Dünyaya demokrasi dersi veren Avusturya için bir utanç vesikasıdır. Hiçbir ibadethane yasa dışı değildir. Bu müdahalelerin İslami cemaatlere yönelik baskıyı artırma ve İslam düşmanlığını körüklemeyi amaçladığı aşikârdır.

Avusturya zaten 2015 yılında İslam yasasının yenilenmesiyle birlikte kendi temel iddialarından saptığını göstermişti. Bu sapma yeni ÖVP/FPÖ koalisyonu ile birlikte daha da açığa çıktı. Bu yaşananlar artık Avusturya’daki özgürlükçü ve hukuka dayalı aynı zamanda din özgürlüğünü de garanti eden zeminden uzaklaşılmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır. Toplumda korku inşa eden baskıcı ve ötekileştirici bir siyaset anlayışı ile nefret dili demokratik bir ülke için uzun vadede sürdürülebilir değildir. Ayrıca Avusturya’daki azınlıkların barışçıl ve birlikte yaşam ortamını olumsuz yönde etkileyecektir.

Irkçı popülizmin Avusturya Hükûmetini ne kadar tetiklediğini gösteren bu uygulamalara karşı Avusturya’da özgürlükçü demokratik düzenin muhafaza edilebilmesi için başta Müslümanlar olmak üzere kimse sessiz kalmamalı. Unutulmamalıdır ki; susanlar yarın bu uygulamaların adresi olacaktır.”

“Rotterdam’da Müslümanlara karşı düşmanlığın teşvik edilmesi esef vericidir.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Rotterdam Belediyesi’nin İslam düşmanı ve ırkçı hareket PEGIDA’nın Laleli Camii önünde iftar vakti domuz etli mangal partisi yapmasına izin vermesini, “Avrupa ülkelerindeki İslam düşmanı çevrelerin eylemlerinde kullandıkları sembollerin başında ‘domuz eti’ gelmektedir. Bu sembolün kullanılacağı bir eyleme izin verilmesi Müslümanlara karşı düşmanlığın teşvik edilmesiyle eş anlamlıdır. Müslümanların, bu tip eylemlere karşı demokratik tepkilerini göstermeleri ve soğukkanlılıklarını korumaları önemlidir.” sözleriyle eleştirdi.  Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Avrupa ülkelerinde gün geçmiyor ki; Müslümanlarla ilgili şaşkınlık verici bir gelişmeyle karşılaşmayalım. Bundan birkaç gün önce Belçika’da bir Bakan sözde eşitliğin sağlanmasından sorumlu olmasına rağmen Türkçe derslerini siyasi malzeme olarak kullanmıştı. Bu gelişmelerin son örneği de Rotterdam Belediyesi’nin, varlık sebebi ırkçılık ve İslam düşmanlığı olan PEGIDA hareketine Laleli Camii önünde iftar vaktinde domuz etli mangal partisi düzenlemesine izin vermesi oldu.

İslam düşmanlığı, ırkçılık veya ayrımcılık Avrupa ülkelerinde özellikle bazı semboller üzerinden yürütülüyor. Domuz eti veya kafası ile gamalı haç işareti, bu sembollerin önde gelen, özellikle de cami tacizlerinde kullanılan örneklerinden biridir. Bunun her kesim tarafından ve belediye yetkililerince de açıkça bilinmesine rağmen Rotterdam Belediyesi bu sembolik provokasyona izin vermiştir. Bu izinle bir dini gruba, azınlığa karşı düşmanlığı, saygısızlığı sergileme ortamı oluşacaktır.

Rotterdam Belediye Başkanı tercihini sözde düşünce özgürlüğü adına malum hakaret ortamının oluşması yönünde kullanmıştır. Bu şekilde de toplumsal barışı zedelemektedir. Yaklaşımı, Hollanda’daki birlikte huzurlu bir şekilde yaşama yanlısı yerli veya göçmen tüm Hollandalı kesimlerce de tasvip edilmeyecektir.

Hollanda’da yaşayan başta Türkler olmak üzere tüm Müslümanların bu tip eylemlere karşı demokratik tepkilerini göstermeleri ve soğukkanlılıklarını korumaları önemlidir. Farklı inançlara ve kültürlere saygılı bir toplumsal düzenin güçlendirilmesi uzun vadede Hollanda toplumu için yararlı olacaktır.”