“Uluslararası toplum Sincan’daki sistematik baskılara karşı sesini yükseltmeli!”

Çin’in Sincan bölgesinde yaşayan başta Uygur Türkleri olmak üzere, Müslümanlara yönelik sistematik baskılara ilişkin açıklama yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “BM bünyesindeki insan hakları mekanizmalarının yanı sıra uluslararası toplumu da, Sincan’daki Müslüman Türklere yönelik sistematik baskıya son verilmesi için hem çok taraflı hem de tek taraflı olarak harekete geçmeye çağırıyorum.” dedi. Yeneroğlu, açıklamasında şunları kaydetti:

“9 Eylül 2018 tarihinde İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Xi Jinping Hükümeti tarafından Çin’in Sincan bölgesindeki Müslüman azınlıklara karşı gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri hakkında çarpıcı bir rapor yayınlamıştır. Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk bölgesinde, zoraki siyasi endoktrinasyona, toplu cezalandırmalara, hareket ve iletişim kısıtlamalarına, artan dini kısıtlamalara maruz kalan ve ağır uluslararası insan hakkı ihlalleri gözlemlenen, başta etnik Kazaklar ve Uygurlar olmak üzere, 13 milyon Müslüman Türk yaşamaktadır.  Hâlihazırda Ağustos ayının ortalarında, Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD) Çin’deki durumu mercek altına almış ve Sincan’ı “hiçbir hakkın uygulanmadığı bölge” olarak tanımlamıştır. Bu bağlamda, farklı kaynaklarca yayınlanan raporlar birbirleriyle örtüşmektedir.

Raporda yer verilen görüşlere göre, Çin hükümeti etnik ve dinî azınlıklara yönelik zulüm içeren kısıtlayıcı önlemlere başvurmaktadır. Yine raporda yer alan bireysel tecrübeler ise yerel yetkililerin Ramazan ayı boyunca, sahur yapmaya çalışanları fişlediğini ortaya koymaktadır. Yerel makamların, Uygur Türkleri ve diğer Müslümanlar üzerindeki baskısının yanı sıra camilerin kapatılması ve dönüştürülmesi, Çin hükümeti tarafından İslam dininin gerekliliklerinin yerine getirilmesinin yasaklandığını göstermektedir. Bunlara ek olarak, bir milyondan fazla insan, özellikle de Uygur Türkleri, gözaltı kamplarında tutulmakta ve zoraki siyasi endoktrinasyona maruz kalmaktadır. Aynı zamanda Mandarin Çincesi’ni öğrenmeye, propaganda yapmaya ve Çin Cumhurbaşkanı ile Komünist Parti’yi öven şarkılar söylemeye zorlanmaktadırlar.

Uluslararası toplum bu husustaki raporları göz ardı etmemeli ve görmezden gelmemelidir. Bu ve benzeri uygulamaların uluslararası yasaların ve insan hakları ilkelerinin ağır ihlali anlamına geldiğini belirtmeye dâhi gerek yoktur. BM bünyesinde yer alan insan hakları mekanizmalarının yanı sıra uluslararası toplumu da, Sincan’daki Türk Müslümanlarına yönelik sistematik baskıya son verilmesi için hem çok taraflı, hem de tek taraflı olarak harekete geçmeye çağırıyorum. Son gelişmelerden derin endişe duyarak, Çin’deki Müslüman kardeşlerimizin yaşadıklarını yakından izlemeye, uluslararası yasalara ve insan hakları standartlarına uyması konusunda Çin hükümetine baskı kurmaya devam edeceğiz.”

 

 

 

 

 

DÖVİZLE ASKERLİKLE İLGİLİ YENİ DÜZENLEME RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

Dövizle askerlik düzenlemesini de içeren torba kanun Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylelikle yeni uygulama dönemi başlamış oldu. Yeni düzenlemeyle birlikte dövizle askerlik uygulaması şu şekilde olacaktır:

Yurt dışında yaşayan ve askerlik yükümlüsü olan bir Türk vatandaşı yükümlülük yaşına (20) girdiğinde; askerliğini 38 yaşına kadar erteletme hakkına sahiptir. Bununla birlikte oturma veya çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra ederek, en az üç yıl süre ile fiilen yabancı ülkelerde bulunma şartlarını taşıyan kişiler 2 bin Avro ödeyerek ve Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek uzaktan eğitimi alarak askerlik hizmetini yapmış sayılır.

Yukarıda ifade edildiği gibi erteleme bakımından son yaş 38’dir. Bu yaştan sonra askerlik hizmetini yerine getirmemiş olanlar bakaya kalırlar. Bu kişiler de, yeni düzenlemenin verdiği imkân doğrultusunda, 38 yaş sonrasında da gerekli başvuruyu yaparak 2 bin Avro olan dövizle askerlik bedelini ödemeleri ve Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek uzaktan eğitimi almaları hâlinde muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar.

“Yurt dışı Türklerin siyasal katılımı ana vatanla olan bağlarını güçlendirmiştir.”

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ilk kez 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadıkları ülkelerden oy kullandılar. AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu bu gelişmenin dördüncü yılında, “Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerden ana vatandaki seçimlere katılabilmeleri, ülkemizin diaspora politikaları açısından bir dönüm noktasıdır. Bu kazanım yurt dışı Türklerin partilerde daha güçlü temsil edilmelerini ve Türkiye kamuoyunda daha fazla dikkate alınmalarını taahhüt ettiğimiz TBMM Yurt Dışı Türkler Komisyonu ile daha da güçlendirilecektir.” açıklamasında bulundu. Yeneroğlu açıklamasında şunları ifade etti:

“Demokratik düzenlerde siyasal katılım; bir vatandaşın özne olmasının temel unsurudur. Toplumsal taleplerin siyasetin merkezine yansımasının aracıdır. Ayrı bir toplumsal kesim olan yurt dışındaki insanlarımızın da ana vatandan farklı beklentileri söz konusudur. Siyasal katılımlarının artırılması, bu beklentilerin yansımasını güçlendirmektedir. Bu açıdan değerlendirdiğimizde dış temsilciliklerde oy kullanılmasının sağlanmış olması uzun vadede ciddi getirileri olacak bir hizmet olmuştur.

Bu kapsamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ilk defa 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadıkları ülkelerden seçimlere katılmıştır. Bu gelişme ülkemizin diaspora politikaları açısından gelecekte çokça üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. 31 Temmuz 2014 tarihinde sandıklar açılmış, insanlarımız dış temsilciliklerimizde, kiralanan salonlarda siyasi iradelerini sandığa yansıtmışlardır. Sonraki süreçte ise 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimleri, 2017 halk oylaması, ardından 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili seçimleri olmak üzere 5. kez oylarını kullanmıştır.

2014 yılında 530 bin seçmen oy kullanırken, 24 Haziran seçimlerinde 1,5 milyonu aşkın vatandaşımız sandığa gitmiştir. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın seçimlere katılımı açısından gelinen son nokta gurur vericidir. Zira yurt dışı seçmenler dünya çapında bir örneklik göstererek rekor düzeyde katılım sağlamışlardır. Bu tablo dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan insanlarımızın ana vatana karşı sorumluluk bilincinin güçlü olduğunun da bir göstergesidir.

Öte yandan AK Parti hükumetlerimiz iktidara geldiklerinden bugüne yaptığı düzenlemelerle oy kullanımının önündeki engelleri kaldırarak siyasi katılımı daima teşvik etmiştir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa, 64. Hükûmet programımızda Türk diasporasına geniş yer verilmiştir. İktidarda olduğumuz süreçte; diasporamızın yaklaşık 60 yıllık göç tarihinde kronikleşen sorunlarının çözülmesi adına birçok adım atılmış ve ciddi yol kat edilmiştir. Bu doğrultuda hizmetlerin kalıcı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için kurumsal altyapının daha da güçlendirilmesi şarttır.

Ayrıca yurt dışındaki vatandaşlarımızın daha güçlü bir şekilde seçimlere katılımı, ana vatandaki siyasette nüfuz alanlarını genişletmiştir. Partilerin bu kesime yönelik özel kampanya içerisine girmesi ve son seçimlerde yurt dışı oyların beş ilde doğrudan etkide bulunması bu noktada somut iki örnektir. Yurt dışı Türklerin partilerde daha güçlü bir şekilde temsil edilmelerini ve Türkiye kamuoyunda daha fazla dikkate alınmalarını taahhüt ettiğimiz TBMM Yurt Dışı Türkler Komisyonunun kurulması, kamuoyunda bilgi ve bilinç düzeyinin artırılması daha fazla yerde sandıkların kurulması ve yurt dışı milletvekilliği gibi siyasal katılımı daha da güçlendirecek olan maddeler gelecekte üzerinde ayrıca durulması gereken noktalardır.”

“Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın UID’yi izlemesi meşru değildir.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı raporuyla ilgili yaptığı açıklamada, ”Uluslararası Demokratlar Birliği‘nin çalışmalarının istihbarat faaliyeti kapsamında izlenmesiyle, Federal İçişleri Bakanlığı toparlanmaya başlayan Türk-Alman ilişkilerini yeniden zora sokmaktadır. Aşırı sağcı parti AfD’yi ‘nasyonalist‘ olarak nitelemekten kaçınan bir Anayasayı Koruma Teşkilatı’ndan ne beklenebilir ki?“ şeklinde konuştu. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın görevi, liberal demokratik düzeni tehdit eden oluşumları izlemek ve kamuoyunu bu konuda bilgilendirmektir. Fakat Türk-İslam sivil toplum kuruluşları söz konusu olduğunda, emniyet ve istihbarat teşkilâtları  şimdiye kadar hep kendi yasal görevleri dışına çıkmışlardır. Vehimlerden hareketle soyut tehdit senaryolarından yola çıkarak, net olarak tanımlanmamış bir tehlikeyi önlemek adına hareket etmektedirler. Bunu yaparken de hiç bir yasal gözetleme ve müdahale şartlarını dikkate almak zorunda olmadıklarını varsaymakta, böylelikle ürkütme ve baskılama yoluyla meşru kuruluşları toplumsal hayattan dışlamakta, üyelerini  kriminalize etmektedirler.

Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın son raporunda, UETD/UID’nin izlenmesini meşrulaştıran en ufak bir ipucu  bulmak mümkün değildir. 24 Temmuz tarihinde yapılan basın toplantısında Teşkilat Başkanı Maaßen, kuruluşun izlenmesini, yapıyı tumturaklı bir ifadeyle ‘nasyonalist’ olarak tanımlayarak  liberal demokratik düzenin prensipleriyle bağdaşmadığını iddia etmiştir. Ancak bir gerekçe sunmamıştır. Rapor metninde dahi ‘nasyonalist’  tanımlamasına rastlamak mümkün değildir (S.287/288).

Raporun devamı da açıklayıcı bilgi içermediği gibi asıl amacı ortaya çıkarır niteliktedir. Burada UETD/UID, ‘siyasi ve toplumsal düzeyde, AK Parti’nin çıkarları doğrultusunda  lobi yapan‘, …‘Türk diasporasındaki kanaat oluşumunu ve eylemi etkileyen‘ ve ‘Almanya’daki siyasal katılım süreçlerine doğrudan nüfuz eden‘[1]  hükümete yakın ve onun uzantısı olan  bir kuruluş olarak  tanımlanmaktadır. Uluslararası Demokratlar Birliği’nin bu tanımlamayı kabul edip etmediği sorusundan bağımsız olarak, anayasaya aykırı tutumun neye dayandırıldığı gizemini korumaktadır. Özellikle raporda kalın puntoyla öne çıkarılan  ‘uzantı kuruluş‘ ifadesi, her türlü keyfi yoruma ve uygulamaya kapı aralar niteliktedir.

Ancak, aşırı sağcı parti AfD’yi ‘nasyonalist‘ olarak nitelemekten kaçınan, raporda onlara yalnızca aşırı solcuların kurbanı olarak yer veren, hatta savaş sonrası Almanya tarihinin kara lekesi olan ve halen aydınlatılmayan aşırı sağcı terör örgütü NSU’ya bir kez bile değinmeyen bir Anayasayı Koruma Teşkilatı’ndan ne beklenebilir ki? Liberal demokratik düzeni tehdit eden asıl tehlikeleri sorumluluk bilinciyle izlemek yerine,  dosyaları kaygısızca imha etmesi ve aşırı sağcı yapılara sağladığı destekle dikkat çeken bir Federal İç İstihbarat Teşkilatı ile karşı karşıyayız!“

 

[1] Anayasa Koruma Teşkilatı Raporu 2017, Sayfa 288

 

 

DÖVİZLE ASKERLİK HİZMETİ UYGULAMASINA İLİŞKİN DÜZENLEMELER  

Kamuoyunda gündeme geldiği gibi Meclis’te kabul edilen torba yasayla birlikte dövizle askerlik uygulamasında değişiklikler olmuştur. Söz konusu yenilikler şu maddeleri içermektedir:

TBMM’de kabul edilen yasayla yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza tanınan dövizle askerlik yapma hakkındaki 38 yaş sınırı kaldırılmış oldu. Daha önceki düzenlemede her hangi bir sebeple 38 yaşını tamamlayana kadar dövizle askerlik hizmetine başvuramayanlar, bu yaştan itibaren dövizle askerlik hakkını kaybediyor ve muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmek zorunda kalıyordu. Yeni düzenlemeyle, yurt dışında yaşayan bütün vatandaşlarımız 38 yaş sınırına takılmadan gerekli bedeli ödemek suretiyle askerlik hizmetini yerine getirebilecekler.

Yeni düzenlemede dövizle askerlik bedeli 2 bin Avro olmuştur. Yeni düzenlemelerin uygulamaya geçmesiyle beraber dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız konsolosluklara başvuru yapabilecekler. Ayrıca askerliğini ertelemek isteyenler, 5 Avro karşılığında konsolosluklarda yaptıracakları işlem ile askerlik süresini erteleyebilecekler.

Bir diğer yenilik de Milli Savunma Bakanlığımızca verilecek uzaktan eğitimi alma şartıdır. Belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde verilecek bu eğitimin alınması hususunda, yurt dışındaki yükümlülere mümkün mertebe kolaylık sağlanacaktır.

Askerlikle yükümlü olan ve bu koşulları yerine getiren vatandaşlarımız muvazzaf askerlik görevini yerine getirmiş olacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur!

“Yurt dışındaki çocuklarımıza Türkçe öğretimine ilişkin eğitim programlarının artırılması önemli bir adımdır.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, YTB ile Türkiye’deki beş üniversite arasında imzalanan “Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı” işbirliği protokolünü,  “Bu çalışma yurt dışındaki çocuklarımıza ana dillerinde okuma, yazma ve konuşma gibi temel dil becerileri kazandırma da aktör olacak eğitimcilerin yetiştirilmesinde kilit bir rol oynayacaktır.” sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:

“Yurt dışındaki vatandaşlarımızın gelecekte Türkiye ile güçlü bir ilişki içinde olması şüphesiz yeni nesiller sayesinde olacaktır. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin Türkçe’ye hâkim olmaları, ana vatan ile olan bağlarının anahtarıdır. Bu alanda ülkemizden verilen her türlü destek, gelecek kuşaklara yapılan önemli bir yatırımdır.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız çocuk ve gençlerimizin desteklemesi için meyvesini uzun vadede verecek kayda değer bir adım atmıştır. Akdeniz Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi ve İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi ile Türkçe ve Türk kültürünü öğretecek eğiticilerin yetiştirilmesi için açılması planlanan “Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı”na dair işbirliği protokollerini imzalamıştır.

Bu çalışma yurt dışındaki çocuklarımıza ana dillerinde okuma, yazma ve konuşma gibi temel dil becerileri kazandırma da aktör olacak eğitimcilerin yetiştirilmesinde kilit bir rol oynayacaktır. Bu sayede yurt dışındaki insanlarımızın temel gereksinimlerinden biri daha karşılanmış olacaktır. 2018-2019 akademik yılında hayata geçirilecek olan programa, 3 Eylül 2018 tarihine kadar başvuru yapılabilecektir. Başta YTB Başkanımız olmak üzere, YÖK Başkanlığımız, üniversitelerimizin rektör ve temsilcileri ile bu anlamlı projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

 

Başvuru koşulları ve detaylı bilgi için tıklayın. 

 

“Dövizle askerlikte 38 yaş sınırı kaldırılacak!”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ”Dövizle askerlik konusunda yeni bir düzenleme Meclise sunulmuştur. Bu düzenleme 38 yaş sınırının kaldırılmasını, bedelin 2000 Avro olmasını ve uzaktan eğitimi kapsamaktadır. Böylelikle 24 Haziran seçimlerinde verdiğimiz sözlerden birini daha uygulamaya geçiriyoruz.” dedi. Yeneroğlu ayrıca şunları kaydetti:

“Yurt dışında yaşayıp askerlik yükümlüsü olan 38 yaş üzeri vatandaşlarımız yürürlükteki mevzuata göre bilfiil askerlik hizmetini yerine getirmek durumundalar. Bu kapsamda oturum hakkı veya iş hayatında oluşacak ciddi mağduriyetler nedeniyle ilgili vatandaşlarımız Türkiye’ye gelememektedir. Uzun zamandır çalıştığımız bu konuyla ilgili Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek programında sorunun çözüme kavuşturulacağı sözünü vererek, bu hususta düzenleme bekleyen vatandaşlarımızla önemli bir müjdeyi paylaşmıştı.

Gerek bu sorun, gerekse meselenin diğer boyutları dikkate alınarak yürürlükte olan dövizle askerlik uygulaması yeniden ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda geliştirilen kanun teklifi Meclis’e sevk edilmiştir. Yeni düzenleme dövizle askerlik hizmetinde 38 yaş sınırının kaldırılmasını, ödenecek bedelin 2000 Avro olmasını ve yurt dışındaki askerlik yükümlülerin belirlenecek olan kapsam çerçevesinde uzaktan eğitim almalarını içermektedir. Oturma veya çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra ederek toplam en az üç yıl süreyle fiilen yabancı ülkelerde bulunan askerlik yükümlüleri bu haktan yararlanabilecektir.

Böylelikle AK Parti olarak yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın temel konularından biri olan dövizle askerlik meselesinde 38 yaş sınırının kaldırılmasına dair sözümüzü yerine getirmiş olacağız. Ana vatana yönelik bilginin artması bağlamında değerlendirdiğimizde uzaktan eğitim şartı da vatandaşlarımızın faydasına olacak bir husustur. Yeni düzenleme, kanun teklifimizin Meclis’te yasalaşmasının ardından uygulamaya geçecektir.”

“NSU davası ne cinayetlerin aydınlatılmasını sağlamış, ne de adalet getirmiştir. Bu nedenle bu dava bitmemiştir!“

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, NSU cinayetleriyle ilgili mahkeme kararını, “Mahkemenin almış olduğu mahkumiyet kararıyla verilen ceza bir karar müsveddesi olarak tarihe geçecektir. Beş yıllık dava sürecinde, cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayan cevaplardan çok soru işaretleri ortaya çıkmıştır. Olayların gerçekte aydınlatılmasının imkânsız hâle getirilmesiyle güvenlik birimleri ırkçı terör örgütü NSU mağdurlarını adaletten mahrum bırakmıştır. Hilelere başvurmuşlar, dosyaları imha etmişler ve delilleri sistematik bir şekilde yok etmişlerdir.“ sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti: 

“Bir mahkeme sanığın işlediği suçu sadece bireysel olarak yargılayabilir. Bu durum, terör örgütü NSU‘ya yardımda bulunma şüphesi olan kişileri bile sürece dahil etmeyen NSU davası için de geçerlidir. Dava süreci, cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayan cevaplardan çok soru işaretlerini ortaya çıkarmıştır. Olaylar kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır. Baş sanık Beate Zschäpe bu noktada hiç bir katkıda bulunmamıştır. Sadece daha önce bilinen ve şu an hayatta olmadığı için cezalandırılma imkânı olmayan bir fail ile ilgili ifadelerde bulunmuştur. NSU terör örgütünün kurbanı olan kişilerin aileleri niçin ve nasıl hedef seçildiklerini hâlâ bilmiyorlar. Eylemlerde yüksek ihtimalle başka kişilerin yardımda bulunduğu iddiasının üzerine ise ciddi bir şekilde gidilmemiştir. Aynı şekilde Zschäpe’nin eylemlerden ne kadar haberdar olduğunu ve somut olarak hangi rolü oynadığını mahkeme sürecinde öğrenemedik. NSU terör örgütünün çevresinde aktif olan yaklaşık 20 ajanla birlikte 500 kişilik ağın rolü de aydınlatılmamıştır.

Federal Savcılık NSU cinayetlerinin etraflıca aydınlatılmasına yönelik gerekli ilgiyi göstermemiş, aksine faillerin ve faillere yardımda bulunan çevrenin mümkün mertebe küçük tutulmasına odaklanmıştır. İstihbarat birimiyle polisin başarısızlığı ve bazı kamu görevlilerinin olaylarla ilintili olma ihtimali de gelecekte bir muamma olarak kalacaktır. NSU terör ağının ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilecek ne varsa, kaynakların korunması gerekçesiyle kilide vurulmuştur. Özellikle iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatları beş yılı aşkın süredir devam eden mahkeme sürecinde açık yüreklilikle her durumu masaya yatırma hususunda isteksiz kalmıştır. Bunun yerine ilgili dosyaları imha etmişler, delilleri de sistematik olarak karartmışlardır.

Federal Şansölye Merkel hiç şüphesiz, cinayetlerin kusursuz bir şekilde aydınlatılacağı sözünün yerine getirilmesini istiyordu. Ancak kurumların çarpık yaklaşımına nüfuz etme imkânı bulamadı.  Polis veya istihbarat birimine karşı delil karartma gerekçesiyle tek bir ceza davasının bile açılmamış olması bunun göstergesidir. Bu durum kurumlarda benzer suçların tekrarına engel olabilecek caydırıcılıktan uzak olduğumuzu da gösteriyor.

NSU cinayetleri aynı zamanda siyasal ve toplumsal olarak da gerekli derslerin alınmadığı, yeterince üzerinde durulmayan ve muhasebesi yapılmayan bir meseledir. Federal ve eyaletler düzeyindeki 13 meclis araştırma komisyonunun yapısal önerileri hâlâ dikkate alınmamaktadır. Almanya’da birçok masum insanın hayatına mal olan kamudaki kurumsal ırkçılığın üzerine ciddi bir şekilde gidilmemiştir. Bu nedenle mahkemenin verdiği kararla son nokta konulamaz. Cinayetleri aydınlatma süreci tamamlanmamıştır. Terör örgütü NSU ve arka planda bağlantılı olduğu çevre ile ilgili şu ana kadar yürütülen süreç, Almanya’nın kendi tarihine karşı yaptığı onursuz bir muamele ve Nazi kurbanlarının ailelerine vurduğu bir tokattır.”

Yeneroğlu: “Yurt dışındaki rekor katılım Cumhur İttifakına % 60 destek, AK Parti’ye 5, MHP’ye ise 1 milletvekili kazandırmıştır.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili seçim sonuçlarını, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önümüzdeki dönemde kazanan taraf tüm Türkiye olacaktır. Bu seçimlerde yurt dışından katılımın yeni bir rekor düzeyinde olması ve yurt dışı oyların Sayın Cumhurbaşkanımıza % 60 destek ve Cumhur İttifakına artı 6 milletvekili kazandırması takdire şayan bir gelişmedir. Yurt dışı seçmenin yarısının yaşadığı Almanya’daki Türkler % 64.8 ile Recep Tayyip Erdoğan demiştir.” sözleriyle değerlendirdi. Yeneroğlu açıklamasında şunları ifade etti:

“Ülkemiz 24 Haziran demokrasi sınavını başarılı bir şekilde geride bırakmıştır. Milletimiz bu sınavda ‘Vakit Türkiye Vakti’ diyerek tercihini istikrar ve kalkınmadan yana kullanmış, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesine destek vermiştir. Meclis seçimlerinde ortaya koyduğu iradeyle de partimize bir uyarı mesajı vermiştir. Gerek Cumhurbaşkanımızın devam edecek liderliği, gerekse yeni meclis aritmetiği ile önümüzdeki dönemde kazanan taraf tüm Türkiye olacaktır. Yine 16 Nisan’da milletimizin onayından geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yürürlüğe girmesi ve AK Parti iktidarlarıyla başlayan güçlü Türkiye’yi inşa etme süreci ivme kazanacaktır.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bu seçimlerde dünya çapında bir örneklik göstermişledir. Resmi olmayan sonuçlara göre dış temsilciliklerimizde 1 milyon 357 bin 676, gümrük kapılarında ise 167 bin 990 olmak üzere toplamda 1 milyon 525 bin 666 yurt dışı seçmen oyunu kullanmıştır. % 50’lik bir orana tekabül eden bu katılım dünya diasporaları arasında yeni bir siyasal katılım rekoru anlamına gelmektedir. Yurt dışından seçimlere katılımda 1 Kasım 2015 seçimlerine kıyasla % 5 ve 16 Nisan halk oylamasına göre de % 2 oranında bir artış yaşanmıştır. Resmi olmayan sonuçlara göre oyunu kullanan yurt dışı seçmenlerimizden 900 bine yakını  (% 59.4) Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 776 bini ise  (% 51.76) AK Partimiz lehinde tercihte bulunmuştur. Böylece 16 Nisan halkoylamasındaki EVET oylarının üzerine 60 bin artış sağlanmıştır. Yurt dışında en çok Türk seçmenin bulunduğu ülke olan Almanya’da 1 milyon 443 bin 585 seçmenin neredeyse yarısı seçimlere katılım sağlamış, 421 bin 845 kişi (% 64.8) Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, 362 bin 543 (% 55.7) kişi ise partimize oy vermiştir. Aynı şekilde Belçika (Recep Tayyip Erdoğan % 74,9 – AK Parti % 64.3), Hollanda (Recep Tayyip Erdoğan % 73 – AK Parti % 63), Avusturya (Recep Tayyip Erdoğan % 72,3 – AK Parti % 62.5) ve Fransa’daki seçmenler (Recep Tayyip Erdoğan % 63.7 – AK Parti % 55) tüm baskı ve sindirme politikalarına karşı Cumhur ittifakına rakor düzeyde destek vermiştir. Cumhur İttifakına bu destek artı 6 milletvekili kazandırmıştır. Yurt dışı oylarla birlikte Aydın, Elazığ, Kars, Hakkari ve Hatay’da AK Partimizin, Mersin’de de MHP’nin milletvekili sayısı artmıştır.

Yurt dışındaki seçimler hem siyasi partiler hem de seçmenler açısından büyük fedakârlıklarla geçmiştir. Bu denli yüksek bir katılımın olması takdire şayan bir gelişmedir. Bu sonuçta en büyük katkı ise AK Parti sevdalılarınındır. 60 ülke ve 123 seçim bölgesinde bölge, şube ve temsilcilikte gecesini gündüzüne katan binlerce isimsiz kahramanın özverili emeğinin payı büyüktür. Yurt dışındaki insanlarımız ‘Türkiye bize, biz Türkiye’ye emanetiz’ diyerek bu emanete sahip çıkmışlar, Cumhurbaşkanımızın ve partimizin yanında olmuşlardır. Çalışmalarımızda emeği geçen tüm dava kardeşlerime ve seçimini Cumhurbaşkanımızla partimiz lehinde kullanan dünyanın dört bir tarafındaki tüm seçmenlerimize teşekkür ediyorum.”

“Mükerrer oy kullanıldığı iddiaları asılsızdır.”

Bir seçmenin hem Belçika’da hem de İzmir’de oy kullandığı iddialarıyla ilgili açıklama yapan AK Parti İstanbul Milletvekili ve Yurt Dışı Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Mustafa Yeneroğlu “SEÇSİS’e göre bir sandıkta oyunu kullanan kişinin bilgileri anında kayıtlara düşmekte ve böylece bırakın başka bir ülkede saniyeler sonra yan taraftaki sandıkta dahi oy kullanması mümkün olmamaktadır. Zaten böyle bir suistimale asla müsaade edilmez.” dedi. Yeneroğlu açıklamasında şunları kaydetti:  

“Bir seçmenin dün sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafın ardından maalesef Belçika’da ve İzmir’de mükerrer oy kullanıldığına dair gerçeği yansıtmayan haberler yer almıştır.

Belçika’daki bir vatandaşımız, 15 Haziran tarihinde Brüksel Konsolosluk Bölgesi seçim mahalline oy kullanmaya giden bir grup arkadaşına eşlik etmiştir. Bu vatandaşımız oyunu kullanan bir arkadaşı zarfını sandığa atmadan önce bir hatıra fotoğrafı istediğini belirterek sandık başkanının gözetimi altında fotoğraf çektirmiş, oy kullanmamıştır. Aynı vatandaşımız oyunu birkaç gün sonra Türkiye’ye geldiğinde İzmir Adnan Menderes Havaalimanı’nda kullanmıştır. Vatandaşımızın sosyal medya hesabında kendince şaka yapmak maksadıyla fotoğrafını paylaşması üzerine medyada asılsız iddialar ortaya çıkmıştır.

Söz konusu hususun ardından Brüksel Başkonsolosluk yetkililerimiz ve sandık görevlileri ile görüşerek detaylı bilgi aldık. Seçim Bilişim Sistemine göre  (SEÇSİS) şüpheye yer vermeyecek şekilde seçmenin Belçika’da değil sadece İzmir’de oy kullandığı açıkça görülmektedir.

Şunu belirtmek gerekir ki; oy kullanan seçmenlerin kayıtları hem bilgisayar sisteminden, hem sandık görevlilerinin elindeki listelerden, hem de sandıklar kapandıktan sonra gün sonunda zarflar sayılarak kontrol edilmektedir. Bu 3’lü kontrol mekanizmasına göre tüm sayılar birbirini tutmaktadır. Yani bilgisayar kayıtları, listeler ve sandıktan çıkan rakamlar birbirine eşittir. Şayet bu kişi Brüksel’de de oy kullanmış olsaydı ilgili sandıkta 1 oyun fazladan çıkması ve bunun üzerine sandık görevlilerinin tutanak tutması gerekmekteydi. Böyle bir durum kesinlikle söz konusu değildir.  Zaten SEÇSİS’e göre bir sandıkta oyunu kullanan kişinin bilgileri anında kayıtlara düşmekte ve böylece bırakın başka bir ülkede saniyeler sonra yan taraftaki sandıkta dahi oy kullanması mümkün olmamaktadır.

Öte yandan olayın ardından medyada gözaltına alınan kişinin yalnızca mükerrer oy kullandığı iddiasıyla tutuklandığı aksettirilmiştir. Şahıs hakkında tahkikat devam etmektedir. Kesinlikle mükerrer oy kullanılmadığı gibi kamuoyunu yanıltıcı ve yanlış anlaşılmalara müsait açıklamalarda bulunmak da doğru değildir. İlgili kurumlar en kısa sürede konuyla ilgili gerekli açıklamaları mutlaka yapacak ve konuyu açığa kavuşturacaktır.

Yurt dışında oy kullanma işlemlerinin başladığı 7 Haziran tarihinden işlemlerin sona erdiği güne dek çalışmalar tüm güvenlik önlemleri alınarak büyük bir hassasiyet ve titizlikle yürütülmüştür. Fotoğraf çektirmek mükerrer oy karinesi değildir. Aslolan SEÇSİS verileridir. Böyle bir suistimale asla fırsat verilmez.”